10 Şubat 2017 Cuma

Zekât Memurluğu


Zekat memurluğu


Bize Sufyân ibn Uyeyne tahdîs etti ki, ez-Zuhrî, Urve'den işitmiştir. Bize Ebû Humeyd es-Sâidî (R) haber verip şöyle dedi: Peygamber (S) Esed oğullarından Îbnu'l-Utbiyye denilen bir adamı Suleym oğulları zekâtını toplamak üzere me'mûr ta'yîn etti. Bu adam zekât malını alıp geldiğinde:

— (Yâ Rasûlallah!) Bu sizin zekât malınızdır, bu da bana hediye verilmiştir! dedi.

Bunun üzerine Peygamber minber üstünde ayağa kalkıp bir hutbe yaptı.

Sufyân ibn Uyeyne yine şöyle dedi: Peygamber minbere çıktı da Allah'a hamd ve yakışan sıfatlarla övdü, bundan sonra şöyle buyurdu:

— "Birtakım devlet me'mûrunun hâli nedir ki, ben onu bir me'mûriyet üzerine gönderiyorum da, o akabinde geliyor ve 'Şu sizin malınızdır, şu da bana âid maldır' diyerek, kendisine bir pay ayırıyor? Bu adam (bir mal me'mûru olmayıp da) babasının yâhud anasının evinde otursaydı da o zaman kendisine hediye verilir miydi yâhud verilmez miydi baksaydı ya! Nefsim elinde bulunan Allah'a yemin ederim ki, zekât âmillerinden herhangibir kişi Beytu'l-mâl'den haksız olarak birşey alırsa, kıyamet gününde muhakkak o kimse çaldığı malı boynuna yüklenerek haşrolup gelecektir: Çaldığı hayvan deve ise omuzunda musîbetli develer gibi inliyerek; eğer sığır ise omuz kökünde avaz avaz bağırarak; koyun ise şiddetle feryâd ederek Arasat meydanına getirilecektir!" buyurdu.



Sonra Rasûlullah ellerini, biz O'nun koltuk altlarının kırmızıya karışık beyaz rengini görünceye kadar kaldırdı ve üç defa:

— "Yâ Rabb! Emirlerini tebliğ ettim mi? Emirlerini tebliğ ettim mi? Emirlerini tebliğ ettim mi?" diye sordu.



Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken



1 yorum: