22 Şubat 2017 Çarşamba

Atasözlerinin Hikâyeleri



Ana Gibi Yar, Bağdat Gibi Diyâr Olmaz


Bağdat deyince, İmam-ı Azam, Abdülkadir-i Geylânî (r.anh.) gibi âlimler yüzümüzü güldürür. Bağdat, ilim-irfan, ticaret ve kültür yurdudur, ilim ocağıdır hafızamızda. Adına, “Selam Yurdu, Emniyet Yurdu” manasına “Dârü’s-selâm” da denilmişti. İslam mimarisiyle, tam teşekküllü ilk hastanenin de kurulduğu yerdir.

Bağdat, Müslümanlara hizmet ettiği yıllarda bir ‘ana’ gibidir. Öyle ki ecdadımız “Ana gibi yar Bağdat gibi diyar olmaz.” diye tarif eder. İşin aslı şudur: Ana (Ane), Bağdat yakınlarında bir “yar”, yani uçurum adıdır. Geçilmesi zor ve çetin bu yar için, “Ane gibi yar/uçurum olmaz.” diye mübalağa yapılmıştır. Uçurumu görüp geçenler Bağdat’ın güzelliğini görünce de “Bağdat gibi diyar olmaz.” şeklinde sözü itmam etmişler. Ve bu atasözü, uçurum anlatan bir yer’den şefkat kollarını açan ‘ana’ya tebdil eylemişler.




Kısmet İse Gelir Hint’ten Yemen’den, Kısmet Değilse Ne Gelir Elden

Semercilik sanatının en güzel yapıldığı yer olduğundan Semerkant’a bu ad verilir. Kervancının birinin yolu Semerkant’ın ünlü semer ustalarından birinin dükkânına düşer. O sırada dükkânda genç çırak vardır. Kervancı, Buhara’ya, oradan Hindistan ve Yemen’e kadar uzanan bir yolculuk yapacağını, develerinden birinin semeri olmadığını söyler ve çırağa:

-Bu eski semeri, yeni semer fiyatına sat. Devemin boş gitmesini istemiyorum, der.

Çırak, kârlı bir satış yaptığını düşünerek eski semeri kervancıya verir.

Meğerse ustası, kırk yıldır kazandığı paralardan artırdıklarını bu eski semerin içinde saklarmış.

Çırak, kervancının peşinden Buhara’ya kadar gider. Bir kaç ay dolaşır, geri döner.

Semer ustası, çırağını teselli etmek için şöyle söyler:

-Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den

Nasip değil ise, ne gelir elden!

Aradan uzun bir zaman geçer. Semerci ve çırağı dükkânda semer yaparken bir adam gelir. Çırak adamı hemen tanır. Gelen adam, eski semeri götüren kervancıdır. Kervancı, çırağa:

– Oğul, bu eski semeri alıp gittim ama aklım hep sende kaldı. Ustasının haberi olmadan çocuk bunu sattı, ya ustası gelince kızar, darılırsa, diye çok üzüldüm. Alın bu semeri bana yeni bir semer yapın, der.

İçi altın dolu eski semer olduğu gibi teslim edilir. Usta ve çırak birbirlerine bakar. Ustasının “Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den, nasip değilse ne gelir elden.” sözü dillerde dolanmaya başlar.





İnsan Ve Hayat


1 yorum: