28 Mart 2017 Salı

Arapça'da Parmak İsimleri



Sahih-i Buhari'yi okurken; bu bilgiyle dipnot olarak karşılaşmıştım.
Hoşuma gittiği için paylaşmak istedim.



27 Mart 2017 Pazartesi

Âlim





" Âlimlerin ilimlerini toplayıp, ayak takımlarının yaptıkları işleri yapanlardan olma!" 

(Hasan-i Basrî (r.h.))





25 Mart 2017 Cumartesi

Gerçek Hüzün




Taat yokluğu gerçekten bir sâlike üzüntü verse, o sâlik taatsizlikte kalmazdı. O yüzden bu hüzün yalancı hüzündür.

Gerçek hüzün, güzel amellere çalışmaktan ve ibadet ederek dünya hallerinden çekinmekten doğar.



Hikem-i Atâiyye Şerhi
Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir

Sufi Kitap






24 Mart 2017 Cuma

Davet




Evlenme düğünü olsun, sünnet düğünü veyahut herhangi bir sebepden dolayı ziyafet verilmiş olsun, kişinin davet olunduğu zaman o davete icabet etmesi sünnettir.

Muavîye bin Süveyd'den rivayet edilmiştit ki Berrâ bin Azib şöyle demiştir:

“Nebiyyi Muhterem Sallallahu Aleyhi ve Sellem, bize şu yedi şey'i (yapmamızı) emir buyurdu; yedi şey'i (de) bize yasak kıldı: Peygamber Aleyhisselam, bize hastayı ziyaret etmek, cenazeye iştirak etmek, hapşıran'a iyi dua etmek (hapşıran kimse elhamdülillah dediğinde ona yerhamükellah -Allah sana rahmet etsin demek), yeminde durmak, mazluma yardım etmek, selâm vermek, da'vete icabet etmek. (Peygamber Aleyhisselam) bize şunları yasakladı: Altın yüzükleri, gümüşten olan kapkacağı, ipek, ibrişimli elbiseleri, atlas ve dibacı.”

Bu hadis-î şeriften de anlaşıldığı gibi, davete icabet etmek sünnettir. İki yerden aynı zamanda davet edilirse o zaman ne yapmalı? Böyle hallerde kendi evine evi daha yakın olana gitmelidir. Çünkü kendi evine daha yakın olan komşusunun komşuluk hakkı daha ilerdedir. Şayet bunlardan biri daha önceden çağırmış ise, o zaman kendisini ilk defa çağıranın davetine icabet eder. Evleri kendi evine yakın olmak bakımından birbirinden farklı değilse o zaman akrabalık itibariyle kendisine daha yakın olana gider. Her ikisi de akrabalıkta müsavi ise, o zaman ilim yahud dindarlık bakımından daha üstün ve ileride bulunanın davetine icabet eder.

Bu gibi davetlere icabet etmek sünnet olduğu gibi, davet edilen yerde içki, çalgı ve bunlara benzer dinen işlenmesi haram olanlardan biri bulunursa, o davete icabet edilmez. Çünkü Peygamber Aleyhisselam «Kim ki, Allah'a ve Ahiret Günü'ne iman ederse, üzerinde içki bulunan sofraya oturmasın», buyurmuştur.

Binaenaleyh içkili, danslı, balolu düğünlere iştirak etmek günahtır, dinen yasaktır. Davet olunduğu yere gittiği vakit, eğer orada haram olan şeylerden birinin işlendiğini görürse, geri döner.



İslamda Kadın, Tesettür, İzdivaç
Hüseyin Suudi Erdoğan

Çile Yayınları


22 Mart 2017 Çarşamba

Vuslat




Taat dairesinde bazen kabul kapısının açılmaması, taatin ucb ve riyayı getirmesinden, kulun taate güvenip kibirlenmesinden, günahkarları hor görmesinden dolayıdır. Bunlar ihlâsı bozan taat afetleridir.

Bazı günahların vuslata ulaştırması ise günah işleyenin mağfiret kapısına sığınmasına, özür dileyip nefsini kötüleyerek saf ruhları yardıma çağırmasına sebep olduğundandır.



Hikem-i Atâiyye Şerhi
Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir

Sufi Kitap


20 Mart 2017 Pazartesi

Mal Biriktirmek




Süfyân-ı Sevrî rahmetullahi aleyh buyurdu ki:

"Kendisinde beş kötü huy olmayan kimse bu zamanda mal biriktiremez.

*Uzun emel. (Sonu olmayan istek)
*Mal kazanmak için aşırı hırs.
*Aşırı cimrilik.
*Takvâ azlığı.
*Ahireti unutmak.



Münebbihât (Cennet Yolunun İşaretleri)
İbn-i Hacer-i Askalânî

Yâsin Yayınevi



19 Mart 2017 Pazar

Cehennem



-"Azaba müstahak olanlar cehenneme götürülünce cehennemden çıkan bir alev onları öyle sarar ki, kemiklerinin üzerinde et bırakmaz, topuklarına kadar etleri yanar dökülür."

-"Cehennemde azap görenlerin kimi topuklarına kadar, kimi dizlerine kadar, kimisi yarı beline kadar, bazıları boynuna kadar, bir kısmı da çenesine kadar ateşe gömülecek."

-"Cehennem ehlinin en az azap göreninin, giydiği ateşten ayakkabının sıcaklığıyla beyni kaynayacaktır."



Tergib Ve Terhib
Hadislerle İslam

Telif: İmam Hafız El-Münziri

Huzur Yayınevi


17 Mart 2017 Cuma

İlim




Rivayet edilir ki, Allah Teâlâ Hz, Davud'a (A.s.) vahyederek: «Ey Dâvud! Faydalı ilmi öğren!» buyurdu.
(Hz. Davud): «Allah'ım! Faydalı ilim nedir?» dedi.
(Allah): Celalimi, azamet ve kibriyâmı ve kudretimin her şeyin üstünde olduğunu bilmendir. İşte bu, seni bana yaklaştıran şeydir» buyurdu.



Hz. Ali'den (K.V.) şöyle dediği rivayet edilmiştir: «Eğer ben, büyüyüp rabbimi tanımadan, çocuk olarak ölüp ve cennete gitmiş olsaydım buna sevinmezdim. Zira Allah'ı en iyi bilenler, O'ndan en çok korkanlar, (ona) en çok ibâdet edenler ve Allah için en güzel nasihatte bulunanlardır.»



İmam-ı Gazâlî

Çelik Yayınevi


16 Mart 2017 Perşembe

Kırk Yaş?



Hadis-i şerifte varid oldu:


-"Kul, kırk yaşına ulaştığında, hayırları, şerlerine galip olmazsa; şeytan onun iki gözlerinin arasından öper ve ona;

-"Ebediyen bir daha iflah olmaz bir şekilde fedâ olunan bir yüz!" der..."



Ruhul Beyan Tefsiri


15 Mart 2017 Çarşamba

Zehirli ve Pis İlaçlar


Zehirli ve necis ilaçlar


* Abdurrahman b. Osman demiştir ki: Bir tabip, Peygamber Aleyhis-Selâm'dan ilaç yapımında kullanmak üzere kurbağa etinden sordu. Rasûlullah (s.a.v.) de bunun için kurbağanın öldürülmesini ve etinin ilaç yapımında kullanılmasını yasakladı.

* Ebû Hüreyre (r.a.) de: "Peygamber Aleyhis-Selâm, pis ve zehirli maddeler kullanılarak yapılmış ilaçların tedavide kullanılmasını yasakladı" demiştir.

* Süveyd İbni Târık, Peygamber Aleyhis-Selâm'a içkiden ve içkinin ilaç olarak tedavide kullanılmasından sormuş, Rasûlullah (s.a.v.) de onu bundan menetmiştir. Tekrar sormuş, Peygamber Aleyhis-Selâm yine menetmiştir. Bunun üzerine o zat  "Ey Allah'ın Rasûlü! İçki tedavi edici bir ilaçtır" demiş, buna cevap olarak Peygamber Aleyhis-Selâm: "Hayır, o ilaç değil, aksine derttir" buyurmuştur.



Tıbb-ı Nebevî Ansiklopedisi
Ali Rıza Karabulut

Akabe Kitabevi


İyi Hallerini Anın




Şeddâd b. Hakim r.h. şöyle derdi:

"İyi yönlerinin kötü yönlerini bastırdığını gördüğünüz kardeşinizi iyi halleri ile anınız, kötü yönlerini görmezlikten geliniz."






Tenbihü'l Muğterrîn
Selef-i Sâlihînin Evliyâullahın Yüce Ahlâkı Hikmetli Sözleri

İmam Abdülvehhab Şârânî
Bedir Yayınevi


13 Mart 2017 Pazartesi

Müslümanların Birbirlerini Ziyaret Etmeleri




Eğer: "Allah için (müslüman) kardeşleri ziyaret etmek, arkadaşlarla sohbet ve müzakerede bulunmak hususunda ne dersiniz?» denilirse...

Bil ki; Allah rızâsı için din kardeşlerini ziyaret etmek ibâdetin tâ kendisidir. O, kendisinde bulunan birçok faydalardan dolayı Allah'a yaklaşmağa en büyük vesiledir. Fakat bu iki şartla mümkündür.

Birincisi: Ziyaretleri sık sık olmamalı ve haddi tecâvüz etmemeli.

Hz. Peygamber (sav.) Ebû Hüreyre'ye şöyle buyurmuşlardır:

«Zaman zaman ziyaret et; ki, muhabbetin artsın.»


İkincisi: Ziyaret şartlarını gözetmeli.

Bu da riya, gösteriş, lüzumsuz söz, gıybet vs. gibi şeylerden kaçınmakla mümkündür. Yoksa sen ve din kardeşlerin vebal altına girmiş olursunuz.


Anlatıldığına göre, Fudayl ve Süfyân(-ı Sevrî) (R. Anhümâ) bir müddet konuştuktan sonra ağlamağa başladılar. Süfyân (Sevrî):

«Yâ Ebâ Ali! Öyle zannediyorum ki, ben bundan daha güzel bir meclisde bulunmadım» dedi. Fudayl da:

«Ben de bundan daha korkulu bir meclisde bulunmadım» dedi.

Bunun üzerine (Süfyân): «Nasıl böyle (korkulu) olur? » deyince, Fudayl:

«Sen bana karşı en güzel sözü söylemek istedin; bende sana karşı en güzel sözü söylemek istedim. Böylece (konuştuğun sözleri) benim için süslemiş, ben de senin için süslemiş oldum» dedi. Bunun üzerine Süfyân ağlamaya başladı.



O halde din kardeşlerinle oturman ve onlarla karşılaşıp konuşman mu'tedil, ihtiyatlı ve düşünerek olmalıdır. O zaman bu hareket senin insanlardan ayrılmana vesile olan bir ayıp teşkil etmeyecektir.




İmam-ı Gazâlî

Çelik Yayınevi



12 Mart 2017 Pazar

En Kötüleri ...




Ümmetimin en kötüleri, bol nimetlerle beslenen, çeşit çeşit yemekler yiyen, rengarenk elbiseler giyinen ve boş, lüzumsuz sözleri çokça konuşanlardır."



İmam Hafız El-Münzirî

Huzur Yayınevi

11 Mart 2017 Cumartesi

5 Şey



Resulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

"Her kim kendisini şu beş şeyi yapmaktan alıkoyarsa, Allah Teala'da ondan beş şeyi alıkor:

1. Her kim malının zekatını vermezse, Allah Teala'da onun malının üzerindeki afetlere, belalara karşı korumasını kaldırır.

2. Her kim topraktan çıkardığı mahsulün onda birini vermezse, Allah Teala onun bütün kazandıklarındaki bereketi kaldırır.

3. Her kim sadaka vermezse, Allah Teala o kimsenin üzerinden sıhhat ve afiyeti kaldırır.

4. Her kim kendi nefsi için dua etmeyi bırakırsa, Allah Teala yaptığı hiçbir duasına karşılık vermez.

5. Her kim cemaatle namazı terk ederse, Allah Teala onun imanını kamil etmez.




Dürretül Vâizin
Osman Hopavi

Karaca Yayınevi


10 Mart 2017 Cuma

Kur'an-ı Kerim


Kur'an-ı Kerim


Zeyd ibn Sabit (R) şöyle demiştir: Ebû Bekr, Yemâme'de şehîd olanların şehîd olmalarından dolayı bana geldi, yanında Umer de vardı. Ebû Bekr şunları söyledi: Umer bana geldi ve:

- Yemâme gününün şiddetli harbinde Kur'ân hafızlarından birçoğu şehîd oldu. Ben diğer harb sahalarında da harbin şiddetli olup Kur'ân hafızlarının şehîd edilmelerinden, bu sebeble de Kur'ân'dan büyükçe bir kısmın zayi olup gitmesinden endîşe ediyorum. Binâenaleyh ben senin Kur'ân'ın kitâb hâlinde toplanmasını emretmeni düşünüyorum, dedi.

Ebû Bekr, Zeyd'e şöyle dedi: Ben Umer'e:

— Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yaparsın? dedim. Umer bana:

— Vallahi bu toplama bir hayırdır, dedi ve bana bu hususta müracaatta devam etti.

Nihayet Allah benim göğsümü, Umer'in göğsünü açmış olduğu iş için açtı da ben de bu işte Umer'in düşündüğü gibi düşündüm.

Zeyd dedi ki: Ebû Bekr bana şunları söyledi:

— Sen genç ve akıllı bir erkeksin. Biz seni hiçbir kusurla ittihâm etmiyoruz. Sen Rasûlullah için vahyi yazıyordun. Binâenaleyh şimdi sen Kur'ân'ı tetebbu' et ve onu bir araya topla!

Zeyd buna karşı:

— Allah'a yemîn ederim ki, eğer bana dağlardan bir dağın nakledilmesini teklîf etmiş olsalardı, o iş benim üzerime, Ebû Bekr'in bana teklîf ettiği bu Kur'ân'ı toplama işinden daha ağır olmazdı, dedi.


Zeyd dedi ki: Ben:

— Sizler Rasûlullah'ın yapmadığı bir işi nasıl yapıyorsunuz? dedim,

Ebû Bekr:

— Allah'a yemin ederim ki, bu hayırlı bir iştir, dedi ve Ebû Bekr beni teşvîk etmeğe, bana müracaata devam etti.


Nihayet Allah, Ebû Bekr'le Umer'in göğüslerini genişletip akıllarını yatırdığı bu işe benim de aklımı açtı ve gönlümü ferahlandırdı da ben de bu işi onların gördüğü gibi gördüm. Bunun üzerine ben de Kur'ân'ın ardına düşüp gereği gibi araştırdım ve onu yazılı bulunduğu hurma dallarından, inceltilmiş deri ve bez parçalarından, ince taş levhalardan ve hafızların ezberlerinden toplamağa koyuldum. Nihayet et-Tevbe Sûresi'nin sonunu "Le-kad câekum rasûlun min en-fusikum azizun aleyhi mâ anittum..." âyetini nihayetine kadar Huzeyme'nin yâhud Ebû Huzeyme el-Ensâri'nin beraberinde buldum. Ve en sonu o âyeti de Mushaftaki sûresine kattım.


Neticede toplanan bu sahîfeler tâ Aziz ve Celîl olan Allah kendisini vefat ettirinceye kadar Ebû Bekr'in yanında kaldı sonra hayâtı müddetince Allah onu vefat ettirinceye kadar Umer'in yanında kaldı. Bundan sonra Umer'in Hafsa'nın yanında kaldı.



Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken


9 Mart 2017 Perşembe

Nimet Ve Şükür



Eski kitaplarda yazıldığına göre Davud (as) Cenab-ı Hakk'a:

"Yarabbi, insanlardan her birinin hiçbir tüyü yoktur ki, onun altında bir nimet ve üstünde başka bir nimet olmasın. Şu halde insan sana nasıl hakkıyla şükredebilir?" diye niyaz ettiğinde Cenab-ı Hak şöyle buyurdu:

"Ey Davud, ben onlara çok nimet veririm, karşılığında az şükre razı olurum. Bu inayetimin şükrü de sana ulaşan her nimeti benden bilmenden ibarettir."



Hikem-i Atâiyye Şerhi
Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir

Sufi Kitap



8 Mart 2017 Çarşamba

Allah'a Dost Ve Yakın Olmak





Süfyan-ı Sevri rahimehullah hazretlerine "Allah'a dost ve ona yakın olmanın nasıl olduğunu" sordular.

Şöyle cevap verdi:

* Gördüğün hiçbir güzel yüzden hoşlanmaman, tat ve lezzet almamandır.
* Duyduğun hiçbir güzel sesten hoşlanmaman, tat ve lezzet almamandır.
* Dinlediğin hiçbir güzel konuşmadan hoşlanmaman, tat ve lezzet almamandır.

...


Münebbihât (Cennet Yolunun İşaretleri)
İbn-i Hacer-i Askalânî

Yâsin Yayınevi


6 Mart 2017 Pazartesi

Kutub Ve Kutb-i İrşâd




Kutub’la alâkalı olarak İslâmî kaynaklarda şu bilgilere rastlamaktayız: 

Kutub, bir tarîkatın en büyüğü, âlemde Allâh’ın irâdesini temsil eden evliyâullâh’ın, rütbe ve derece bakımından en yüksek olanı, Allah adına kâinatta tasarruf eden velî… Kısacası Hâtemü’l-enbiyâ, Resûl-i kibriyâ Efendimiz’in (s.a.v.) vârisi; vâris-i resûl. “Semâda âleme ziyâ veren Güneş bir olduğu gibi, Muhammediyyü’l-meşreb ve irşad sâhibi olan hakîki vâris de birdir. Vücûd-i Nebî (s.a.v.), dinin merkezi olan arzda olmakla beraber, onun rûhâniyeti, diğer âlemlerde de ahkâm-ı İlâhi’yi tebliğ eylediği gibi, hakîki vâris olan zâtın vazifesi de ona teb‘an (ona uyarak) öyledir. Ve bütün kâmiller (evliyânın üst tabakası olan zâtlar dahi), kandilini ondan yakar.” 6

Kutbun yanında (sağ ve solunda) bulunan iki zâta “İmâmân”, bunların mânevî meclisine “Dîvân-ı Sâlihîn”, bu velîler topluluğuna “ricâlullah” veya “ricâlülgayb” denilir. Kutub, bu meclisin başında yer alır. “Her hafta tensib edilen bir gecede ‘Dîvân-ı Sâlihîn’ kurulur. Resûlüllah (s.a.v.) teşrîf ederse, reis odur. Teşrîf etmezlerse, Vâris-i Resûl olan zât riyâset eder. Ve ahvâl-i âleme ait kararlar alınır, hükümler verilir. Cârî hâdisâtın (meydana gelen hâdiselerin) ekserisi bu hükümlere bağlıdır.”





Aynü'l-Hakîka fî Râbıtati't-Tarîka



Borç




Fakirin biri, bir gün cimriliğiyle ünlü zenginlerden birinin huzuruna çıkarak der ki: "Sizden iki isteğim var. Birincisi kulunuza elli altın borç vermeniz, ikin­cisi de bunu ödeyebilmem için bir yıl mühlet vermenizdir" der.

Hasis şu cevâbı verir:

“Başüstüne, siz bizim mahallenin hatırı sayılır adamlarındansınız. Arzunuzu yerine getirmeye çalışacağım. Adam adama, özellikle komşu komşuya her za­man yardım etmelidir. Fakat bir kimseden iki şey iste­nilince birini yerine getirir de, diğer isteğine cevap veremezse hoş görülmelidir. Şimdi ben talebinizden biri­ni yerine getireceğim, diğerine olumlu cevap vereme­yeceğim için özür dilerim. İstediğiniz elli altını vere­meyeceğim, ama ne kadar mühlet istiyorsanız o kadar verebilirim."


Tebessüm Ve Tefekkür
Dursun Gürlek

Kubbealtı


4 Mart 2017 Cumartesi

Zamanın Âlimleri



Adamın biri, Ebû'l-Kâsım Hekim'e gelerek,

- Şu zamanımızın alimlerine ne oldu! İnsanlar, selef alimlerinden aldıkları öğüt ve nasihat gibi artık bunlardan bir şeyler alamıyorlar, sohbetlerinden istifade edemiyorlar? dedi.
Ebû'l-Kâsım Hekim şöyle cevap verdi:

- Selef alimleri (manen ve kalben) uyanık (teyakkuz halinde), insanlar ise uykudaydılar. Böylece uyanık olanlar uyuyanları uyandırıyordu. Uykuda olan biri öleni nasıl diriltebilir?



Dürretül Vâizin
Osman Hopavi

Karaca Yayınevi



3 Mart 2017 Cuma

Karakter (Seciye)




Karakter, huy, seciye, yaratılış, cibilliyet, tabiat ve ahlak gibi manalara gelmektedir. Ahlak, eğitimle değişebildiği halde, karakter kolay kolay değişmemektedir. Nitekim bir Hadis-i Şerifte: "Bir dağın yerinden oynadığını işitirseniz, tasdik ediniz! Fakat bir adamın karakterini değiştirdiğini duyarsanız, tasdik etmeyiniz! Çünkü insan yaratıldığı karakter üzerine devam eder" buyurulmuştur.

Yine Peygamber Aleyhis-Selâm, evlenecek olan eşlerin dikkatini çekerek : "Soyu-sopu temiz; iffetli, namuslu, karakterli hanımlarla evleniniz! Zira ırk aldatıcıdır" buyurmuştur.


* İlahi kudretin bir eseri olarak bütün insanlar, karakter, şekil ve davranış yönünden birbirlerine benzemezler. Bir insan gerek fikir, gerek beden ve gerekse ahlak bakımından; hem kardeşinden ve hem de babasından çok daha farklıdır.


Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Yüce Allah:

"Habibim, de ki: Herkes kendi karakterine göre iş yapar. Buna göre kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbin en iyi bilendir" buyurmuştur, (İsra 84).



Tıbb-ı Nebevî Ansiklopedisi
Ali Rıza Karabulut

Akabe Kitabevi


2 Mart 2017 Perşembe

Köpek (Kelb)


Balıkesir Kuş Cenneti


Köpek, yırtıcı hayvanlardan olup evcilleştirilmiştir. Bir çok türleri vardır. Eti, derisi, tüyleri ve salyası itibariyle pis bir hayvandır. Bu sebeple gereksiz yere köpek edinmek yasaklanmıştır.



Köpek Pis Bir Hayvandır

Nitekim Peygamber Aleyhis-Selâm: "Her kim av veya çoban yahud ziraat köpeği dışında köpek edinirse, sevabından her gün için iki kırat eksilir."

* "Sizden birinin yemek kabını köpek yaladığı (veya kaptan su içtiği) zaman, o yemeği (veya suyu) döksün! Sonra o kabı ilk önce toprakla olmak üzere yedi defa yıkasın! Eğer bir kabı kedi yalarsa (veya içerse) bir defa yıkasın!"

* "Sizden birinizin bir kabını köpek yaladığı zaman, yedi defa yıkamadıkça o kabdan abdest almasın!" buyurmuştur.

* Ebû Hüreyre (r.a.) de: "Köpekler birikmiş (durgun) bir suya, yemeğe veya süte vardıkları ve ondan yeyip içtikleri zaman, sen ondan sakın yeyip içme!" demiştir.

* "Köpek bir şeyi yediği ve içtiği zaman, ondan arta kalan şey pis olmuştur, yenilmez, içilmez ve kullanılmaz".



Köpeklerin Öldürülmesi:
Peygamber Aleyhis-Selâm'ın Hanımlarından Meymûne (r.a.) demiştir ki; "Rasûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Cebrail Aleyhis-Selâm, bu gece bana geleceğini vaad eylemişti, fakat gelmedi".

Meymûne sözüne devamla derki: "Sonra Peygamber Aleyhis-Selâm, sedirin altında bir köpek yavrusu olduğunun farkına vardı da, emir verdi, çıkardılar. Daha sonra Rasûlullâh bizzat kendisi eline su alarak orasını yıkayıp temizledi. Cebrail Aleyhis-Selâm geldiğinde: "Biz melekler, içinde köpek veya suret bulunan evlere girmeyiz" dedi.

Sabah olunca Peygamber Aleyhis-Selâm, köpeklerin öldürülmesini emretti. Hattâ küçük bahçelerin (arazilerin) köpeklerinin öldürülmesini bile emrediyordu. Ancak büyük bahçe sahiplerinin köpeklerinin bırakılmasına müsâade etti.


* Hz. Ömer'in oğlu Abdullah (İbni Ömer) de şöyle der: Peygamber Aleyhis-Selâm; av köpeği, yahud koyun veya hayvan sürüsü köpeği ve ziraat köpeği müstesna olmak üzere bütün köpeklerin öldürülmesi için emir verdi" "Hattâ (başıboş dolaşan) köpekler öldürülsün! diye Medîne nahiyelerine dahi haber gönderdi.

* "Peygamber Aleyhis-Selâm, köpeklerin öldürülmesini emir buyurur, biz de Medîne ve etrafına sökün ederek öldürmedik köpek bırakmazdık. Hattâ çöl halkından bir kadıncağızın ardından giden köpeğini bile öldürdük".



Köpek Edinmeyi Yasaklamanın Sebepleri
Çoğu kez pislik yemesi. Pis kokulu olması. Gelip geçenlere zararlı olması. Sahibinin görmediği zamanlarda kaplardan yalaması ve içmesi gibi.


Tıbbî Zararları

Tabip Dr. Mahmud Nâzım Nesîmî bu konuda şöyle demektedir "Köpek, kurt ve çakalların bağırsaklarında tenya denilen kurtçuklar yaşar, dışkı ile kurtçuk yumurtaları dışarı çıkmış olur. Köpek dili ile makadını yaladığı ve pislik yediği için, bu yumurtacıklarla ağzını pis eder. Eğer köpek bu pis ağzı ile insanoğlunun yiyecek ve içeceğini yemiş veya kabı yalamışsa, bu yumurtacıklardan oraya bırakmış olur, böylece o kabı veya o yemeği kullanan insana geçer ve midesine yerleşir, midede yumurtacıktan yavru meydana gelir, bu yavru mide ve bağırsak cidarını delerek kan veya lenf yoluyla yahud ikisinde birden yol almaya başlar, işte bu kurtçuk hangi organda durursa yavaş yavaş büyümeye ve çoğalmaya başlar, nihayet o organda su toplanmış kesecikler (tehlikeli hastalık) meydana getirir. İşte Peygamber Aleyhis-Selâm, bundan ondört asır önce nübüvvet nuru ile bu hâdiseyi haber vermiştir.




Tıbb-ı Nebevî Ansiklopedisi
Ali Rıza Karabulut

Akabe Kitabevi




1 Mart 2017 Çarşamba

Ahirete Malzeme Göndermek



Resulullah'tan rivayet edildiği bildirilen bir haber şöyledir: "(Mirac'a çıkarıldığım gece) Bazı meleklerin , altından gümüşten kerpiçlerle bir saray inşaa ettiğini gördüm. Bir ara işi bıraktılar. Onlara,
- Bu sarayın inşaasına neden devam etmiyorsunuz? diye sordum.
- Malzememiz bitti, dediler.
- Malzemeniz nedir? diye sordum.
- Zikrullahdır. Bu sarayın sahibi olacak kişi Allah Tealayı zikrediyordu. Allah'ı zikretmeyi bırakınca biz de inşaatı bıraktık. Allah tealanın da buyurduğu gibi:

" Kim ahiret kazancını istiyorsa, onun kazancını artırırız. Kim de dünya kârını istiyorsa ona da dünyadan bir şeyler veririz. Fakat onun ahirette bir nasibi olmaz." (Şûrâ 42/20)


Dürretül Vâizin
Osman Hopavi

Karaca Yayınevi