30 Haziran 2017 Cuma

Ölüye Muamele (Hikâye)




(Okumak için resimlerin üzerine tıklayabilirsiniz.)



(İslam Şeriatinde Büyük Günahlar)

İmam Zehebî

Bedir Yayınevi


29 Haziran 2017 Perşembe

Rasulullah'a (s.a.v.) İtaat





«De ki: Eğer siz Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı yarlıgasın. Allah çok yarlıgayıcı, çok esirgeyicidir. De ki: Allah'a ve Resulü (Muhammed) e itaat edin. Eğer yüz çevirirseniz, muhakkak ki Allah kâfirleri sevmez.» (Âli İmrân: 31-32)



İbni Abbâs (Radıyallahü anhümâ)'dan;
Peygamber (A.S.) buyurdu ki:
"Ümmetim fesâda gittiğinde sünnetime sımsıkı sarılan kimseye yüz şehid sevabı vardır."



Zeyd bin Milhat (R.A.)'den;
Peygamber (A.S.) buyurdular ki:

"Şübhesiz bu din garib olarak başladı, garib olarak dönecektir. Benden sonra sünnetimden nâsın bozup değiştirdiği şeyleri ıslâh edip düzelten gariblere müjdeler olsun!"



Abdullah bin Ömer (Radıyallahü ahhümâ)'dan;
Peygamber (A.S.) buyurdular ki:

"Allah'a andolsun ki, Benî İsrail'in başına gelen (ayrılık ve fesad) benim ümmetimin başına da gelecektir. Nalın nala tıpatıp uyduğu gibi. Hattâ Benî İsrail'den açıktan açığa annesiyle cinsî mukarenette bulunan olmuşsa, benim ümmetimden de bunu yapan olacaktır."



Câbir (R.A.) şöyle rivayet ediyor:

Hz. Ömer (R.A.), Peygambere (A.S.) gelerek dedi ki: «Yâ Resûlellah! Yahudilerden beğenip hoşumuza giden hadîsler duyuyoruz. Onlardan bâzısını yazmamıza müsaade eder misiniz?»

Bunun üzerine Resulüllah (A.S.) şöyle buyurdu: «Yahudî ve Nasrânîlerin şaşırıp hayretten hayrete düştükleri gibi, siz de şaşırıp bâzı şeylere mi düşmek istiyorsunuz? And olsun ki ben size o beğendiğiniz hadîslere bedel ter ü taze, bembeyaz sade olanını getirdim. Eğer Mûsâ (A.S.) diri olmuş olsaydı bana uymaktan başka yol bulamazdı.»




Tarikat-i Muhammediyye
İmam-ı Birgivi Muhammed Efendi

Demir Kitabevi


28 Haziran 2017 Çarşamba

Büyü Ve Falcılık


İslam Şeriatinde Büyük Günahlar


Hz. Ömer'in ölümünden bir sene önce bize ulaşan emirnamesinde: "Bütün büyücü erkek ve kadınları öldürün" emrini verdi diye bildirmiştir.


Vehb b. Münebbih: «Eski kitaplardan birinde okuduğuma göre Allahü Teâlâ: Benden başka Tanrı yoktur. Sihir yapan, yaptıran, falcılık yapan, fal baktıran, kuş ve benzeri hayvanların hareketlerinden uğursuzluk anlamları çıkaran ve çıkarttıran benden değildir, buyurmuştur.»  

Hz. Ali: «Fal bakan, büyücüdür. Büyücü de kâfirdir» demiş. Ebû Musa el-Eş'arîden gelen rivayette Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır.
«Üç zümre Cennete giremeyecektir: İçkiye devam eden, sıla-i rahmi (hısımlarla alakayı) kesen, sihirbazı doğrulayan.» (İmam Ahmed Müsned'inde rivayet etmiştir)


İbn Mes'ud merfu' olarak Nebî aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
«Nefes etmek, temime ve tivele şirktir.»

Temime: Halkın, kendilerine, çocuklarına ve hayvanlarına göz değmesine mani olur zannı ile taktıkları göz boncuklarıdır. Bu, câhiliyyet devrinden gelen kötü geleneklerdir. Göz boncuğunun kötülükleri giderdiğine inanan şirk koşmuştur.

Tivele: Sihrin bir çeşididir. Kadını kocasına sevdirmek için yapılan ameliye şirkten sayılmıştır. Çünkü câhiller bu ameliyye neticesinde Allah'ın -ezelde- takdir ettiğinin aksi bir te'sir meydana geleceğine inanırlar.

Hattabî diyor ki: Amma Kur'an-ı Kerim ve Allah'ın adlarıyla nefes etmek mubahtır. Zira Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz Hasan ve Hüseyin (Allah onlardan razı olsun) efendilerimize nefes buyurur ve şöyle derdi:
«Sizi her şeytanın ve zehirli hayvanın şerrinden, çarpan bütün gözlerden, Allah'ın (şifâ veren) noksansız kelimelerine havale ederim.»

Yardım Allah'dan, itimad O'nadır.



Kitabül-Kebâir
(İslam Şeriatinde Büyük Günahlar)

İmam Zehebî

Bedir Yayınevi


Sağ - Sol


Bursa - Ulucami


Bir şey alırken sağ el ile alınır, sağ el ile yenilir, içilir ve musafaha yapılır, abdest azalarını yıkamaya başlarken sağdan başlanıp ayakkabı ve elbise giyerken sağ taraftan başlanır, cami ve mescidlere, evlere, odalara sağ ayak ile girilir.

Cennetliklerin safları sağda olacak, cehennemliklerin safları da solda olacaktır. Cennet sağdadır, cehennem soldadır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), "Sağ elinizle yiyiniz, sağ elinizle içiniz, sağ elinizle alınız ve sağ elinizle veriniz. Çünkü şeytan sol eliyle yer, sol eliyle içer, sol eliyle verir ve sol eliyle alır." buyurmuştur.

Pis ve kirli şeyler sol elle tutulur. Kiri temizlemek, burnu temizlemek, istincâ yapmak veya bir necaseti (pisliği) yıkamak için sol el kullanılır. Ancak sol elin kesik olması veya bir hastalık gibi mazeretten dolayı bunlar sağ elle yapılabilir. Helaya, banyoya sol ayakla girilir.

Bir kimseye kitap veya herhangi bir şey sağ elle verilir.

Makam ve fazilet bakımından kendisinden üstün biriyle yürüyen, onu sağına alır, solundan yürür.



Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat



27 Haziran 2017 Salı

Feministler İslâmı Bilmiyorlar




Zavallılar, Müslümanlıkta kadını aşağılamanın, onu ezmenin, sömürmenin yasak olduğunu bilmiyorlar. Kültürümüzden, dinimizden uzak yetiştikleri için, âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili Peygamberimizin kadınlar hakkında buyurdukları mübarek sözleri nereden ilecekler? Peygamber efendimizin bu hususta buyurduğu sözlerden birkaçı şöyle:

“Cennet anaların ayağı altındadır.”
“Ahirette, kocası tarafından dövülen kadının davacısı ben olacağım.”
“Müslümanların en iyisi, hanımına karşı iyi ve faydalı olandır.”
“Kadınlarınıza eziyet etmeyiniz! Onlar Allahü Teâlâ'nın emanetleridir. Onlara yumuşak olunuz, iyilik ediniz!”



Huzurun Kaynağı Aile
Mehmet Oruç


Kadınlar


İslam'da kadına verilen değer


Rus elçisi II. Abdülhamid Han'a sorar: Kadınlarınızı böyle fazla sokağa çıkartmamak suretiyle onlara eziyet etmiş olmuyor musunuz?

Cevap: Ekselans, siz kıymetli mücevherlerinizi ortada mı tutarsınız.

Elçi, hayır, sağlam kasalarda saklayarak onları koruruz cevabını verince, Abdülhamid Han, kadınlar bizim en kıymetli mücevherlerimiz olduğu için böyle koruma altına alırız, der.




Huzurun Kaynağı Aile
Mehmet Oruç


25 Haziran 2017 Pazar

Hayvanlara Karşı Muamele



İbn-i Mesûd Hazretleri şöyle nakletti:

Biz, Resûlullâh ile seferde idik. O bir ihtiyâcı için yanımızdan ayrıldı. Biz yanında iki yavrusu olan bir kuş gördük, birimiz yavrularını aldı. Anası gelip başımız üstünde çağrışarak dönmeye başladı. Resûlullâh Efendimiz geldiğinde "Bu fena işi kim işledi, hemen ona yavrusunu iade ediniz" buyurdular.



Yine konakladığımız bir yerde karınca yuvası var idi. Onları dağıtmak için yuvalarını ateşe vermek istedik. Resûlullâh Efendimiz görünce "Ateş ile azâb etmek ancak ateşi yaratana layıktır." buyurarak yasakladılar. )




Hz. Ali (r.a.): "Ey Allah'ın kulları, Allah'ın arzında (yeryüzünde), onun kullarının hakları hususunda Allah'tan korkunuz. En küçük gördüğünüz şeylerden; hayvanlara karşı olan muamelenizden bile suâl olunacaksınız." buyurdular.





Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat



24 Haziran 2017 Cumartesi

Bayramın Âdâbı





Yılda iki bayram vardır: Birisine ıyd-ı fıtır yani Ramazan bayramı, diğerine ıyd-ı adhâ yani kurban bayramı derler.

Her mü'minin bu bayram gecelerini mümkün olabildiği kadar zikir, fikir, tesbih, dua ve diğer taat ile ihya etmesi islam âdâbındandır. Nitekim hadis-i şerifte:

"Bir kimse, bayram gecelerini ihya ederse, kalplerin öldüğü günde, onun kalbi ölmez", buyurulmuştur.

En'am suresinin 122. ayeti (*) kerimesinde meyyit'ten murat küfür ve hay'den murat iman'dır diye tefsir olunmuştur.

Bu mânâya göre, bayram gecelerini ihya eden kimselerin kalpleri ölmez demektir. O kimseler, ahirete iman ile giderler demektir ki, bu en büyük bir hüsn-ü hâtime müjdesine delâlet etmektedir.




Mecmâ'ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi

Salah Bilici Kitabevi






(*) 122- Ölü iken hidayetle dirilttiğimiz, kendisine insanlar arasında yürüyecek bir nûr verdiğimiz kimse, karanlıklar içinde kalıp, ondan çıkamayan kimse gibi olur mu? Fakat kâfirlere, yaptıkları, böyle süslü gösterilir. (En'am suresi)





23 Haziran 2017 Cuma

Yolculuk Âdâbı




Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) veda haccı için Medine'den Perşembe günü çıktıklarından yolculuğa Perşembe günü çıkmak müstehab olur.

Resûlullâh Efendimiz hicret için Pazartesi günü çıktıklarından Pazartesi günü de yolculuğa çıkmak müstehabdır.


Yola sabahın erken saatlerinde çıkmalıdır. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) "Allah'ım, sabahın erken vakitlerini ümmetime mübarek kıl" diye duâ etmişlerdir. Bir yere asker göndereceklerinde de sabahın erken vakitlerinde çıkarırlardı.


Yolculuğa kamerî ayın başında çıkmak daha uygundur. Bir adam ayın son günlerinde Resûlullâh'a gelip sefere çıkacağını söyleyip veda etti. Resûlullâh Efendimiz: "Elin boş kalıp satışının az olmasını mı istersin? Sabret ki ay girsin. Sonra Perşembe yahud Pazartesi günlerinden birini tercih et. Zira Hz. Allah ticâretini bereketli, alış verişini kazançlı kılar." buyurdular.


Yolculuğa çıkmadan önce ve döndükten sonra malından -en az yedi- fakire bir şeyler sadaka vermek müstehabdır. Bunda yol selâmeti vardır. Hadîs-i şerîfde "Sadaka Rabbin gazabını söndürür ve kötü ölümden kurtarır." buyuruldu.

Herhangi bir haceti için de sadaka vermek müstehabdır.


Yolculuğa çıkmadan önce evinde iki rek'at namaz kılar. Hadîs-i şerîfde "Yolculuğa çıkmak isteyen kimse geride kalan ailesine ve çoluk çocuğuna kılacağı iki rek'ât namazdan daha faziletli hiçbir şey bırakamaz" buyuruldu.

Birinci rek'atte Fatiha'dan sonra Kâfirûn sûresini, ikincide de Fâtiha'dan sonra îhlâs sûresini okur. Selâmdan sonra Âyetü'l-kürsî, Kureyş sûrelerini okumak müstehabdır. Zira hadîs-i şerîfte: "Evinden çıkmadan Âyetü'l-kürsîyi okuyana dönünceye kadar hoşuna gitmeyecek bir şey isabet etmez." buyuruldu. Yola çıkan Kureyş sûresini okuması ile her türlü kötülüklerden emin olur.

Namazdan sonra ihlâs ve samimiyet ile Allâh'dan yardım ister.



Bir kimse yolculuğa çıkarken bilhassa hacca giderken ailesine, akraba ve komşularına, kardeşlerine veda edip onlardan dua ister. Onlarla helâlleşir. Gücü yettiğince kalblerini hoşnut etmeye çalışır ki duayı ihlasla yapsınlar. Zira Allah onların duâsını onun hakkında hayırlı kılar. Müsâfirin hayır ehlinden tavsiye talebi de müstehabdır.

Yolcular, uzun yola çıkanlar geride kalanları Allah'a emânet eder.

Evinden çıkarken "Bismillâhi tevekkeltü alellâh, lâ havle velâ kuvvete illâ billâh." (Allah'ın ismiyle çıkıyorum, Allah'a tevekkül ettim. İsyandan dönmek ve taatde kuvvet ancak Allâhü Teâlâ iledir.) der.





Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat



22 Haziran 2017 Perşembe

İslamı Nasıl Yıkabiliriz?


Bursa Ulucami


İngiliz Casusu Hempher hatıralarında, kendisine verilen,”iki” devlet sırrından bahseder. Bu sırlardan biri, İslamı yıkma çalışmalarının esaslarını teşkil eden ve az sayıdaki casuslara gizli olarak verilen “İslamı Nasıl Yıkabiliriz?” kitabıdır. Bu kitapta geçen yıkım planlarının birçok maddesi “Dinlerarası diyalog ve hoşgörü” prensipleri ile bire bir örtüşüyor. Hempher, bu planları bakınız nasıl anlatıyor:


“1- Müslümanların arasında, ırkçılık, milliyetçilik taassubunu körükleyecek ve onların dikkatlerini, İslâmiyetten önceki kahramanlıklarına çekeceksiniz. Mısır’da Firavunluğu, Îrân’da Mecûsîliği, Irâk’ta Bâbilliği, Anadolu’da eski medeniyetleri ihyâ edeceksiniz.

2- Şu dört şeyi, gizli ve âşikâr yaymak lâzımdır: İçki, kumar, zinâ ve domuz eti. Bu işi yapmak için, İslâm memleketlerinde yaşayan Hıristiyan, Yahûdî, Mecûsî ve diğer gayri Müslimlerden azamî derecede istifâde edilecek.

3- Çıkardığımız meşkalelerle, Müslümanları din kitâbı okumağa, dinlerini öğrenmeğe vakit bulamıyacak hale getireceğiz.

4- Cihâdın geçici bir farz olduğunu, vaktinin son bulduğunu telkîn edeceğiz. İslâm dînine ve İslam ahlâkına bağlı olan kimseleri kötületeceğiz. Din terbiyesinin kaynağı olan âile yuvalarını yok edeceğiz. Bunun için, müstehcen resimleri neşrederek, gençleri fuhşa, livâtaya, cinsî sapıklığa sürükliyeceğiz. İslâm ahlâkını bozunca, İslâmiyeti yok etmek kolay olur.

5- Müslümanlara; Peygamberin, İslâmdan kastının herhangi bir din olduğunu ve bu dînin Yahûdîlik ve Hıristiyanlık da olabileceğini, sadece İslâm dîninin olmadığı inancını aşılıyacaksınız.

6- Müslümanları, ibâdetlerinden uzaklaştırmaya çalışacak ve “Allah insanların ibâdetlerine muhtâc değildir” diyerek, onları ibâdetlerin faydaları hakkında tereddüde düşüreceksiniz.

7- Müslümanların inançlarına bid’atler sokup, İslâmı, gericilik ve terör dîni olmakla ithâm edeceksiniz. İslâm memleketlerinin geri kaldığını, sarsıntılara uğradığını söyleyecek ve böylece onların İslâma olan bağlılıklarını zayıflatmış olacaksınız.

8- Çocukları babalarından uzaklaştırıp, büyüklerinin dînî terbiyelerinden mahrûm kalmalarını sağlayacaksınız. Onları, biz yetiştireceğiz. Çocuklar babalarının terbiyelerinden koptukları an, dinden ve âlimlerden kopmaya mahkûm olacaklardır.

9- Örtünmek gerçek İslâmî bir emir değildi, diyerek kadınların soyunmasını sağlayıp sonra da, gençleri ona karşı tahrîk edip, her ikisinin arasında beraberlik hâsıl olması için çalışacaksınız! Müslümanlığı yok etmek için, bu iş, çok tesîrlidir.

10- Her vesîle ile camiye gidenler arasına kin ve düşmanlık sokarak, cemaat ile namaz kılmayı ortadan kaldıracaksınız.

11- Türbe yapmanın bid’at olduğu gerekçesiyle, hepsinin yıkılması lâzımdır, diyeceksiniz. Ayrıca İslam büyüklerinin kabirleri hakkında, şübheye düşürerek, onları ziyaret etmekten men edeceksiniz.

12- Seyyidlerin, Peygamberlerin soyundan geldikleri husûsunda insanlar tereddüde düşürülecek. Seyyidlerin diğer insanlarla karışmaları, kaybolmaları temin edilecek.

13- Bütün Müslümanlara hürriyetin önemini bahâne ederek, “Herkes dilediğini yapabilir. Emr-i bil-ma’rûf ve nehy-i anil münker ve İslâm ahkâmının öğretimi farz değildir” diyeceksiniz!. Böylece İslamiyetin emir ve yasaklarını ortadan kaldıracaksınız.

14- İslâmın yalnız arabların dîni olduğu fikri yayılacak. Mahalli inançlar desteklenerek, İslâmın yayılması ve Müslüman olmayanlara öğretilmesi faaliyyetleri önlenecek.

15- Hayır müesseselerinin sınırları daraltılacak. Öyle olacak ki, kişi câmi, medrese ve bunlara benzer hayır kurumları yapamaz hâle getirilecektir.

16- Fıkıh kitapları saf dışı edilerek, dinin doğrudan Kur’andan öğrenilmesi için yönlendirme yapılacak. Sonra, Müslümanları Kur’ân hakkında şübheye düşürecek ve içinde noksanlık ve fazlalık bulunan tahrîf edilmiş her dilde Kur’ân tercemeleri hazırlayıp, diyeceksiniz ki: “Kur’ân bozulmuş. Birbirini tutmuyor.” Aynı şekilde, hadisler hakkında da şüphe uyandırılacak. Ayrıca, Arab memleketleri dışında, ezân, namaz gibi ibadetlerin arapça yapılmasını önleyeceksiniz.

17- Misyonerliğin sahasını genişletip, her sınıf ve mesleğe bilhassa doktor, mühendis, muhasebeci v.s. gibi mesleklere sokmalıyız. İslâm memleketlerinde Kilise, okul, hastahâne, kütüphâne ve hayır cemiyyetleri ismi altında propaganda, neşriyât merkezleri açmalı ve bunları, İslâm memleketlerinin dört bir bucağına yaymalıyız. Milyonlarca Hıristiyan kitâblarını ücretsiz dağıtmalıyız. İslâm târîhinin yanında, Hıristiyan târîhini, devletler hukûkunu da neşir etmeliyiz. Kilise ve manastırlara râhib ve râhibe ismi altında câsûslarımızı yerleştirmeliyiz. Bunları vâsıta olarak kullanıp, Hıristiyan hareketlere rehberlik yapmalarını temîn etmeliyiz. Müslümanların her hareket ve fikirlerini öğrenip bize aktarmalarını temîn etmeliyiz. İslâm târîhini bozup, tahrîf edecek ve Müslümanların ahvâl ve dinlerini iyice öğrendikden sonra, onların bütün kitâblarını imhâ edecek, islâm ilimlerini yok edecek, profesör, ilim adamı, araştırmacı gibi isimler altında, bir Hıristiyan ordusu kurmalıyız.”




Dikkatinizi çekerim bu planlar, yaklaşık 250 sene önce yapılmıştır. Uygulamalar da ısrarlı bir şekilde takip edilmiş ve edilmektedir. Bugünkü İslam âleminin perişan haline bakıp yapılan çalışmalarda ne derece başarı elde ettiler, siz karar verin!




Dinler Arası Diyalog Tuzağı
Mehmet Oruç



Kitabın tamamını buradan okuyabilirsiniz.


20 Haziran 2017 Salı

Hamdetmenin Ehemmiyeti




"Nimete hamdetmek, o nimetin zevali (azalmaması veya yok olmaması) için emniyettir."

(Hadîs-i Şerîf, Kenzül-Ummâl)







Peygamberimiz (s.a.v) buyurdular:

"Allâhü Teâlâ bir kuluna nimet verdiğinde kul 'Elhamdülillah' derse Allâhü Teâlâ da buna mukabil şöyle der:

"Kuluma bakın! Ben ona kıymetsiz bir şey verdim. Bunun karşılığında o bana çok kıymetli bir şey takdim etti."





Fazilet Neşriyat



19 Haziran 2017 Pazartesi

Dörtbin Hadîs-i Şerifin Özü




İmam Ebû Davud (rh), beş yüz bin hadîs-i şerîfi hafızasına nakşetmiş idi. Bunlardan seçtiği dört bin sekiz yüz hadîs-i şerîf ile "Sünen-i Ebî Dâvud" denilen meşhur kitabını meydana getirmiştir.

Bu kitap bilhassa islâm fıkhına dâir hükümler için pek muteber bir kaynaktır. Ebû Davud, bu kitabını imam Ahmed ibn-i Hanbel'e göstermiş, o büyük müctehid bu kitabı çok güzel bulmuştur.


Bu kitap "Kütüb-i Sitte'nin" üçüncüsü sayılmaktadır.

Ebû Davud hazretleri demiştir ki: "Ben bu kitabımda dört bin sekiz yüz hadîs-i şerîf topladım. İnsana dîni için bunlardan şu dört hadîs-i şerîf yeter:


1- Amellerin hükümleri, kıymetleri niyetlere göredir.

2- Kişinin kendisine fayda vermeyecek şeyleri terk etmesi, İslamiyetinin güzelliğindendir.

3- Bir mü'min, kendi nefsi için isteyip hoşlandığı şeyi kardeşi için de isteyip hoşnut olmadıkça hakkı ile mü'min olamaz.

4- Helâl de açıktır, haram da açıktır. Bunların arasında ise birtakım şüpheli şeyler vardır. Harama düşmemek için bu şüpheli şeylerden de sakınmak lâzımdır. (Hukuku îslamiye c.1, s.354)




Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat



18 Haziran 2017 Pazar

Kuşun Yem Toplaması Gibi Namaz Kılmak




İmam Ahmed isnadı Ebû Hüreyre'ye varan bir hadîste şöyle buyurulduğunu rivayet etmiştir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bu hadîslerinde buyuruyorlar ki:
«Allahü Teâlâ, rükû ile secdesi arasında belini düzeltmeyen (dik hale getirmeyen) adama rahmet nazarıyla bakmaz.»


Resûlullâh (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet olunmaktadır:
«Bu şekil namaz, münafığın namazıdır: Oturur, güneşi gözetir (tenbellik ederek kerâhat vaktine kadar namazı eda etmez). Güneş şeytanın iki boynuzu arasında, bulunduğu zaman (namaz kılmanın haram olduğu zaman) kalkar da namazı dört rekât olarak (kuşun yemi gagasıyla acele acele toplaması gibi) gagalar. O, namazın içinde Allah'ı pek az zikreder.»


Ebu Musa el-Eşarî şöyle anlatıyor: Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bir gün ashabına namaz kıldırdı, sonra oturdu. Bir adam içeri girdi, namaza kalktı, rükû ve secdesini (kuşun yemi) gagalaması gibi alelacele kıldı. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v.):
- "Görüyorsunuz ya şu adam bu halde ölse Muhammed (aleyhisselâmın) milletinden hariç olarak ölür. Çünkü o karganın kanı gagaladığı gibi namazını gagalıyor buyurdu.» (Ebu Bekir b. Huzeyme Sahih'inde rivayet etmiştir).



Hz. Ömer'den Peygamberimiz (s.a.v.)'in şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur:

«Her namaz kılanın bir sağında bir de solunda iki melek bulunur. (Kişi) namazı dosdoğru kılarsa kılınan namazı Allah'ın katına çıkarırlar. Hakkıyla kılmazsa sahibinin yüzüne çarparlar.»

Beyhakî yukarıdaki hadisin senedini zikrederek Ubade b. Sâmitten Peygamberimiz (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet eder: «Her kim güzelce abdest alır, sonra namaza kalkar, rükû, sücud ve kıraatini (riayet ederek) tamamlarsa, namaz (hal dili ile), beni koruduğun gibi Allah da seni korusun, der. Daha sonra parlak ve nurlu bir halde göğe doğru yükselir, gök kapıları kendisine açılır, tâ huzur-i ilâhiye varır, sahibine şefaat diler. Şayet (namaz kılan) rükû, sücud ve kıraata (riayet ederek) namazını tamamlamazsa namaz: «Beni heder ettiğin gibi Allah da seni zayi etsin! Namaz simsiyah bir şekilde göğe yükselir, ama semanın kapıları ona kapanır, yırtık elbisenin dürülüp atıldığı gibi dürülür ve sahibinin yüzüne çarpılır.»


Selmani Farisi Resûl-i Ekrem (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
"Namaz bir ölçektir, tam hakkını verene o da noksansız verir. Her kim de eksiklik yapar (tam hakkını vermeden kılarsa) Allahü Teâlâ'nın, ölçek ve tartıda hile yapanlar hakkında ne buyurduğunu bilirsiniz.»


Allahü Teâlâ şöyle buyuruyor:
«Ölçekde ve tartıda hile yapanların vay haline!» (Veylün li'l-mutaffifîn!)

Tatfif: ölçekde, tartıda, ölçüde ve namazda eksiklik yapmaktır.
Veyl: Hararetinden cehennemin Allaha sığındığı bir vadidir (denilmiştir.)

İbn Abbas'dan, «Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu» dediği rivayet edilmiştir;
«Sizden biri secde edeceği vakit yüzünü (alnını), burnunu ve ellerini yere koysun. Allahü Teâlâ bana yedi aza üzere secde etmemi emir buyurdu. (Bu yedi aza): alın, burun, iki avuç, iki diz, iki ayağın ön kısımlarıdır. Yine Allahü Teâlâ bana saçı, (durumu bozulmasın diye) toplayıp dürmememi de emretti. Her kim namaz kılar da her uzvun namazdaki hakkını vermezse namazı bitirinceye kadar o organı kendisine lanet okur.»




Kitabül-Kebâir
(İslam Şeriatinde Büyük Günahlar)

İmam Zehebî

Bedir Yayınevi


17 Haziran 2017 Cumartesi

Namazı Terk Etmek




Allah ü Teâlâ şöyle buyuruyor:

«Sonra arkalarından öyle kötü bir nesil geldi ki, namazı bıraktılar, şehvetlerine uydular, işte bunlar da azgınlıklarının cezasına uğrayacaklardır.» (Meryem: 59)

İbn Abbas «bu âyet-i kerimedeki: EZAUHA (namazı kılmadılar) kelimesinin mânası, namazı tamamıyla bıraktılar anlamında olmayıp, belki vaktinde kılmadılar demektir, demiştir».

Tabiînin büyük imamı Saîd bin el-Müseyyeb de: «Namazı kılmadılar cümlesinin mânası: Öğleni ikindiye, ikindiyi akşama, akşamı yatsıya, yatsıyı sabaha, sabah namazını da gün doğuşundan sonraya kadar geciktirip namazları vaktinde kılmamaktır» diye tefsir etmiş ve sözlerine devamla, «Herhangi bir kimse bu halinde ısrar edip tevbe etmeden ölürse, Allahü Teâlâ onu cehennemde, yatağı çok derin (ve içinde akan maddelerin) tadı çok pis olan «Gayya» deresine atmakla cezalandırır» demiştir.


Allahü Teâlâ başka bir âyetinde şöyle buyurur:
«O namaz kılanların vay haline ki, onlar namazlarından gafildirler» (Maûn:4,5). Yâni namaza aldırış etmeyen, tembel davrananların vay hallerine!

Sa'd b. ebi Vakkas «Peygamberimiz (s.a.v.)'e: «Onlar namazlarından gafildirler» âyetinin tefsirini sorduğumda: «Namaz vaktini geciktirmektir» cevabını verdi demiştir. Yâni, simaları namaz kıldıklarını gösterir, fakat tembellik edip namazlarını geciktirdiklerinden dolayı azabın en çetini «veyl» ile cezalandırılmışlardır.

Denilmiş ki: «Veyl» cehennemde bir vadidir ki içinde, yer yüzünün bütün dağları yürütülse hararetinin yüksekliğinden eriyiverirler, işte böyle bir vadi, namaza karşı isteksiz, vaktinden sonraya bırakanların meskenidir. Ama, kusurlarına tevbe edip Allaha dönüş yapanlar için kurtuluş vardır. Allahü Teâlâ başka bir âyetinde: «Ey iman edenler sizi ne mallarınız, ne evlatlarınız Allah'ın zikrinden (beş vakit namazdan) alıkoymasın. Kim bunu yaparsa işte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir» (Münâfikun:9). Müfessirler, bu âyette Allah'ın zikrinden kasdolunan mâna beş vakit namazdır, demişlerdir.



Kitabül-Kebâir
(İslam Şeriatinde Büyük Günahlar)

İmam Zehebî

Bedir Yayınevi


16 Haziran 2017 Cuma

Niyet Düzelince...




Hükümdar Nuşirevan avda iken susamıştı. Biraz ilerde, içinde bir çocuk bulunan bir bahçe görür. Çocuktan su ister. Çocuk "Yanımızda su yok." der.

Nuşirevan bunun üzerine "O zaman bir nar ver." deyince çocuk narı uzatır. Narın tadı Nuşirevan'ın çok hoşuna gider. Çocuktan bir nar daha ister. Bu sırada bahçeyi istimlak etmeğe, almaya niyetlenir. Çocuk bir nar daha verir. Fakat bunun tadı çok ekşidir. Nuşirevan hayret edip;

"Bu nar, az evvelki ağaçtan değil mi?" diye sorar.

Çocuk "Evet" der.

Nuşirevan "O halde tadı nasıl değişti?" diye sorunca çocuk "Belki de hükümdarın niyeti değişmiştir." der.

Bunun üzerine Nuşirevan bahçeye el koyma niyetinden vazgeçerek bir nar daha ister. Bu sonuncu nar ilkinden de tatlı çıkınca çocuğa tadının nasıl düzeldiğini sorar.

Çocuk "Efendim, galiba narlar padişahın niyeti düzelince düzeliyorlar." cevabını verir.




Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat



14 Haziran 2017 Çarşamba

Allah İçin Kardeşlik Yapanların Derecesi




Ebû İdris el-Havelanî, Muaz b. Cebel'e (r.a.): "Seni Allah için seviyorum." dediğinde, Muaz:

"Sana müjdeler olsun, ben Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim:

"Arş-ı A'zam'ın etrafında nurdan kürsüler vardır. Bu kürsülere öyle kimseler oturacak ki, elbiseleri ve yüzleri nur gibi parlayacaktır. Bunlar, Peygamber değil, şehidler de değildir, fakat Peygamber ve şehidler onlara gıpta edecektir." Bunlar kimlerdir? diye sorulunca, Resûl-i Ekrem (s.a.v.):

"Onlar, Allah için birbirini sevenler, Allah için buluşup oturanlar ve Allah için birbirini ziyaret edenlerdir." buyurdu.




Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat


11 Haziran 2017 Pazar

Bu Bile Az Geliyor



Merhum Nasreddin Hoca’nın devrinde bir ara asayiş  sebebiyle, bıçak, kama  vb.  şeyleri taşımak yasaklanmış. Mutat aramalarda müderris olan Hoca’nın üzerinde kocaman bir kılıç bulunur.

Subaşı, Hoca’ya sorar, "Hoca bu nedir?"
"Bu tashih bıçağıdır. Yazılardaki yanlışlıkları  bununla kazıyorum."

"Hocam, bu nasıl tashih bıçağıdır, bizim bildiğimiz o küçücük bir  şeydir. Seninki yarım metre boyunda?"

"Dediğiniz doğru, eskiden kafi geliyordu,  fakat  şimdi bildiğiniz gibi değil, öyle hatalar, yanlışlıklar  yapılıyor  ki, kazımakda bu bile az geliyor."



Mehmet Oruç


10 Haziran 2017 Cumartesi

Yazılı, Resimli Elbiseler Hakkında



NİKE kelimesi Yunan mitolojisinde; “Zafer Tanrıçası” demektir. Ki, bizim dinimizle-inancımızla, dilimizle, kültürümüzle hiçbir alakası olmayan bir kavramdır. Ve putperestliği çağrıştırmaktadır. Bunu namazda giyen kişi mü’min ve sırf cehaletinden dolayı giymiş olsa bile, eğer yazı görünürde ise tahrîmen mekruh olur. Çünkü sıradan bir yazı değil; ama şayet başka türlü, daha basit anlamlar ifade eden bir yazı olsa idi, belki hüküm tenzîhi mekruh sayılabilirdi. Eğer giyilebilecek başka bir elbise yok ve namazı bununla kılmak zorunda isek, kerahetten kurtulmak için yazının görünmemesini sağlamalıyız.


“Elbisede-eşarpta, bâhusus hakaret ihtiva eden, küfrü-isyanı çağrıştıran, karşı cinsi tahrik eden yazı ve resimler olmamalıdır, mekruhtur. Kişinin kalbine-letâifine zarar verir, feyzine-nûruna mâni olur.

...

Dinimizin direği, gözümüzün nûru ve hesap günü ilk sorgulanacak olduğumuz ibadetimiz / namazlarımızı, öyle pespaye elbiselerle kılmamaya hassasiyet göstermeliyiz. Çünkü namazımız ifsat olmasa dahi, böyle bir namazla belki de sadece namaz borcumuzu ödemiş oluruz. Allahu Teâla’nın rızâsına, Rasûlü’nün sünnetine uygun olmadığı için, sevap bakımından çok büyük zarara-ziyana, noksanlığa uğrarız. Mükâfattan yana bir nasibimiz kalmaz. Nitekim bu durumun ehemmiyetini bize hatırlatan Mevlâmız celle şânuhu buyuruyor ki:

“Ey Âdem oğulları! Her secde edişinizde (namaza duracağınızda, her mescide gidişinizde) güzel (ve temiz) elbiselerinizi giyin…” [A‘râf suresi, 31]
İmam Beyhakî’nin (rh.) Süneni’nde rivayet ettiği bir hadis-i şeriflerinde Rasûlullah Efendimiz (s.a.v.) de;

“Namazı ikame ederken en iyi elbisenizi giyinin. Zira Allahu Teâlâ, kendisi için zinetlenmeye-süslenmeye en lâyık olan (Zât-ı ecell-i a‘lâ)dır.” buyurarak biz ümmetini ikaz etmişlerdir.



Yazının tamamını okumak için bu siteyi ziyaret edin.



9 Haziran 2017 Cuma

Kötülükleri Söylemek



Hz. İsa bin Meryem (a.s.) ashabına;

"Siz avret yerinin bir kısmı rüzgardan açılmış bir adam görseniz onun üzerini örter miydiniz? Ne düşünüyorsunuz?" diye sordu. Onlar da "Evet" dediler. "Hâlbuki siz avret mahallinin kalan kısmını da açıyorsunuz" deyince, "Sübhânallâh, nasıl olur da kalan yerini açarız?" dediler.

Hz. îsâ (a.s.) şöyle buyurdu:

"Yanınızda bir kimseden bahsedildiği zaman hemen onda olan kötü şeyleri söylemiyor musunuz? İşte siz avret mahallindeki kalan örtüyü açıyorsunuz."



Güzel Ahlak

Fazilet Neşriyat

6 Haziran 2017 Salı

Sabredenler


Şile



Abdullah bin Selam (r.a) buyurdular ki: "Kıyamet günü nidacı "Sabredenler ayağa kalksın" diye seslenir.

İnsanlardan bir kısmı ayağa kalkar. Onlara "Haydi, cennete gidin" denir.

Cennete doğru yöneldiklerinde melekler "Nereye gidiyorsunuz?" diye sorarlar. "Cennete!" cevabını alınca melekler "Hesap görülmeden önce mi?" derler.

Onlar "Evet!" diye karşılık verir. Bunun üzerine melekler "Siz kimsiniz?" diye sorarlar. Bunlar da "Biz sabır ehliyiz." derler.

Melekler "Nasıl sabrettiniz?" diye sorarlar.

"Allâhü Teâlâ'ya itaat ve Allâhü Teâlâ'nın emirlerine isyan etmeme hususunda nefislerimize karşı sabrettik. Dünyadaki bela ve sıkıntılara da sabırla göğüs gerdik." derler.

Bunun üzerine melekler "Sabretmiş olmanız sebebiyle selâm olsun size. Dünya yurdunun akıbeti (olan cennet) ne güzeldir!" mealindeki (Ra'd Sûresinin, 24.) âyetini okurlar. (Nüzhetü'l-Mecalis)






Fazilet Neşriyat



Ömeru'l-Fârûk (R.A.)




Sahabe-i Kirâm'ın büyüklerinden olan Hz. Ömer (r.a.), Hz. Ebûbekir'den (r.a.) sonra İslâm'ın ikinci halîfesidir. Sözünü dinletir, dînî hükümlerin yerine getirilmesinde şerrinden korkulan insanların haksız tenkitlerinden ve dil uzatanın kötü sözünden çekinmezdi. Hiçbir hususta hatır gözetmez, her hal ve işte adaleti seçer, kat'iyyen taraftarlık yoluna gitmezdi.

Adaletine bütün dünya hayran kaldı. Doğruyu yanlıştan ayırdığı için kendisine "Faruk" denildi.
Hz. Ömer (r.a.) zamanında çok fetihler oldu. Halifeliği sırasında İran devleti tamamen ortadan kaldırılırken, Mısır ve Kudüs'ten Erzurum'a kadar Bizans topraklarının çoğu Müslümanların eline geçti. On sene halifelik yaptı. Hicretin 23. senesinde 63 yaşında, Ebu Lü'lü adında bir köle tarafından şehid edildi.(M. 644)


Adâlet Timsâli Ömeru'l-Fârûk (R.A.)
Ahmed Cevdet Paşa

Çamlıca


5 Haziran 2017 Pazartesi

Hazret-i Ebûbekr-i Sıddîk (R.A.)




Peygamber Efendimiz'in (Sallâllahü Aleyhi ve Sellem) vefatından sonra, Müslümanların herkesin kabulüne mazhar olacak büyük bir zâta bîat etmeleri gerekiyordu.
En evvel Müslüman olanlardan ve Resûl-i Ekrem'in (s.a.v.) hastalığında cemaate imam olan mağara arkadaşı, Ashâb-ı Kiram'ın en faziletlisi Hazret-i Ebûbekir (radıyallahu anh) varken onun üzerine başkasını geçirmek mümkün değildi.

Hazret-i Ebûbekir (r.a.), Ashâb-ı Kiram'ın hepsinin bîat etmesiyle Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) birinci halifesi oldu. Fazilet, iffet, takva ve güzel ahlakça hepsinden üstündü.

İşte, Peygamberimiz'in (s.a.v.) vefatından sonra hilâfet adıyla bir İslâmî idare şekli oldu ki âlemde hiç bir vakit böyle faziletli bir idare olmamıştır.




İslam'ın İlk Halifesi Hazret-i Ebûbekr-i Sıddîk (R.A.) 
Ahmed Cevdet Paşa

Çamlıca


3 Haziran 2017 Cumartesi

Müslümanlar Nasıl Hıristiyan Yapılır?





Hıristiyanlaştırmada nasıl bir yol izlenmesi gerektiğini Misyoner papazlarından Geo G. Harris, “Müslümanlar Nasıl Hıristiyan Yapılır?” isimli kitabında (özetle) şöyle açıklar:


“Müslümanları Hıristiyan yapmak çok zordur. Çünkü Müslümanlar, inançlarına, ananelerine bağlıdır ve çok inatçıdırlar. Bunları Hıristiyan yapmak için şu hususlara dikkat edilmesi gerekir.

1- Onları Hıristiyan olmak için açıktan katiyyen zorlamayınız. Hiç olmazsa, kalblerine bir şüphe salarsınız, başlangıçta bu şüphe bile bize yeter.

2 – Müslümanlar genellikle fakir kimselerdir. Fakir bir Müslümana bol para, hediye ve eşya vererek veya ona bir Hıristiyan yanında iş imkanı sağlıyarak, kendisini Hıristiyanlığa teşvik etmelidir.

3 – Müslümanların çoğu, din ve fen bilgilerinde cahildir. Ne Hıristiyanlık ne de Müslümanlık hakkında geniş bilgileri yoktur. Çoğu islam ilimlerinden ve islam alimlerinin kitaplarındaki ince bilgilerden tamamen habersizdir. Dağıttığımız kitapların onların anlayabilecekleri kadar basit ve açık ifadeli olmasına son derecede dikkat edin. Karşınızdaki insanların çok cahil olduğunu ve kafalarının ancak basit ifadeleri anlayabileceklerini unutmayın. İçlerinden elde ettiğiniz kimselerle İslamiyete hurafeler sokun. Bunlar vasıtasıyla, reformu; dinin emir ve yasaklarının çağa uymadığını sık sık gündeme getirin. Geçmişle irtibatlarını kesin; herkesin dinin kurallarını kendisinin yorumlamasını sağlayın! Bu fikirde olanlara el altından destek verin! İslamiyet ne kadar bozulursa, asli unsurlarından ne kadar uzaklaştırılırsa bizim işimiz de o kadar kolaylaşır.

4 – Onlara daima şunu anlatın:” Siz de biz de aynı Allah’a inanıyoruz. Ancak gerçek din Hıristiyanlıktır. Bunun isbatı meydandadır. Görüyorsunuz ki, teknolojide zirvede olan devletler Hıristiyan; dünyada en zengin, en medeni, en bahtiyar insanlar yine Hıristiyanlar. İslam memleketleri Hıristiyan memleketlerinden yardım dilenmekte... Allah, gerçek din olan Hıristiyanlığa girmeyenleri cezalandırmak için, onları daima sefil, hakir, perişan bir halde bırakmakta. Bunun için Müslümanların hiçbir zaman iki yakası biraraya gelmiyecektir.”




Mehmet Oruç



2 Haziran 2017 Cuma

Rıza





İbn-i Mesud (r.a) şöyle buyurdu:


"Olan bir şey için 'Keşke olmasaydı!' veya olmayan bir şey için 'Keşke olsaydı!' demektense ağzıma taş doldurmayı tercih ederim."