1 Ocak 2017 Pazar

Ceza


"Allah'a ve Rasûlü'ne harb açanların, yeryüzünde fesâdçılığa koşanların cezası, ancak öldürülmeleri, ya asılmaları yâhud elleri ile ayaklarının çaprazvârî kesilmesi yâhud da sürülmeleridir. Bu onların dünyâdaki rüsvâylığıdır" (el-Mâide: 33)

Bize el-Evzâî tahdîs etti. Bana Yahya ibn Ebî Kesir tahdîs edip şöyle dedi: Bana Ebû Kılâbe el-Cermî tahdîs etti ki, Enes ibn Mâlik (R) şöyle demiştir: Ukl kabilesinden bir topluluk Peygamber (s.a.v.)'in huzuruna geldiler, islâm dîni'ne girdiler. Fakat hastalandıklarından dolayı Medine'de ikaamet etmek istemediler. Peygamber de onlara Beytu'l-mâle âid sadaka develerinin bulunduğu yere gitmelerini, develerin sidiklerinden ve sütlerinden içmelerini emretti. Onlar Peygamberin dediğini yaptılar ve sağlıklarını kazandılar. Sonra dinden geri döndüler, develerin çobanlarını öldürdüler ve develeri sürüp götürdüler. Onların, bu işleri Peygamber'e ulaşınca arkalarına bir süvârî birliği gönderdi. Yakalanıp getirildiler. Peygamber onların ellerini ve ayaklarını kestirdi, gözlerini oydurdu. Peygamber onların kesilen yerlerine kanın dinmesi için dağlama ameliyyesi yapmayıp öylece terketti. Nihayet öldüler.


Not: Ukl ve Ureyne kabîlelerinden olan bu kimselere karşı Kureyş reîslerinden ölüp Mekke fethi senesinde şehîd olan Kurz ibn Câbir el-Fıhrî(R),nin kumandasında bir seriyye gönderildi. Vak'a hicretin altıncı senesinde bir rivayete göre şevval ayında cereyan etti. Sebebi de şu idi: Ukl ve Ureyne kabîlelerinden yedi-sekiz kişi Peygamberin huzuruna gelerek islâm üzere bey'at, tevhîd kelimesini telâffuz ve müslümân olduklarını izhâr eylediler. Ve: "Yâ Rasûlallah, biz fakiriz, bizi barındır, yedir içir" diye rica ettiler. Rasûlullah onları Suffa sahâbîleri arasına aldı. Biraz ikaametten sonra, Medîne havası mîzâçlarına uygun gelmediği için Peygambere: "Yâ Rasûlallah! Biz çölde yaşamağa alışmış, koyun, deve sahipleri idik; çayırı, çimeni, bağı bahçesi bol yerlere alışık değiliz, Medine'de ikaamet hoşumuza gitmiyor. Develerinizin bulunduğu yere çıkmamıza izin verseniz..." dediler. Rasûlullah bunların ihtiyâçlarını düzeltmek için, çobanıyle beraber bir deve sürüsü tahsis edilmesini emretti. Develer sadaka develeri, yâni Beytu'l-mâle âid idi. Bunlara: "Develerin bulunduğu yere gidip sütlerini ve bevllerini içerek tedâvî ediniz" buyurdu. Bunlar oraya gittiler, tedâvî edip sıhhat kazandılar. Vücûdları sağlamlaşınca dînden çıkarak Peygamber'in çobanı Yesâr'ı öldürdüler, develeri sürüp götürdüler. Bu Yesâr, Peygamber'in azâdlısı idi. Hâinler onu öldürdükleri zaman musle yaptılar, yânî elini, ayağını kestiler ve gözlerine diken batırdılar...
Vak'a hakkında Medine'ye haber gelince, Rasûlullah onları yakalamaya yirmi atlıyı, Kurz ibn Câbir kumandasında gönderdi. Kurz onları yakalayıp getirdi. Peygamber de dînden çıkma, ni'mete nankörlük, yol kesmek, öldürme ve işkence gibi fiillerine kısas olmak üzere ellerinin, ayaklarının kesilmesini, gözlerinin çıkarılmasını emretti. Baş taraftaki âyetin nüzul sebebi de budur. Hadîsin âyete uygunluğu ise şübhesizdir.


Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder