26 Nisan 2016 Salı

Muavvize Sureleri



Aişe (R) şöyle demiştir: Rasûlullah (S) bir rahatsızlık duyduğu zaman kendi üzerine Muavvize (*)(=Sığındırıcı) sûrelerini okur, nefes ederdi. Hastalığı şiddetlendiği zaman O'na ben okur ve O'nun elinin bereketini ümîd ederek, kendi eliyle O'na mesh ederdim.


Âişe (R) şöyle demiştir: Peygamber (S) her gece yatağına geldiği zaman iki elini birleştirir, sonra bunlara nefes ederdi. Şöyle ki: İki eline "Kulhuve'llâhu ahad", "Kul eûzu bi-Rabbil-felâk" ve "Kul eûzu bi Rabbi'n-nâs" sûrelerini okur (ellerine nefes eder), sonra bunlarla vücûdundan yetişebildiği yerlere sıvazlardı. Elleriyle sıvazlamaya başı ve yüzü üzerinden başlar, vücûdunun ön kısmını da sıvazlardı. Bu okuyup nefes ederek vücûdunu meshetmeyi üç defa tekrarlardı.




(*) Kur'ân-ı Kerîm'de "Kul eûzu bi-Rabbil-felâk", "Kul eûzu bi-Rabbin-nâs" Sûrelerine "Muavvizetâni" yâni "iki sığındırıcı sûre" denir. Bu hadîste cemi' sigâsıyle geldiğine ve Arabça'da cemi' en az üç sayısına denildiğine göre, "Kul huvellâhu ahad" Sûresi de bu vasfa katılmıştır. Rasûlullah dâima bu üç sûre ile taavvüz eder, Allah'a sığınırdı. Rasûlullah bu sığınma dualarını yalnız hastalanıp rahatsızlandığı zamanlarda değil, her akşam yatağına yatarken de okurdu.



Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken




25 Nisan 2016 Pazartesi

Az Yemek



Muhammed İbn-ül Yemani hazretleri:

- Altı kişiye altı şey sordum. Doktorlara, ilacın şifa ve tesir bakımından en iyisini; hükemaya, hikmetin tahsilinin medar ve sebebini; âlimlere, ilmin tahsil ve muhafazasının sebebini; âbidlere, ibâdât ve tâ'atin tahsilinin sebebini ve her türlü eşyanın makbulü onlarda bulunduğu için padişahlara da, her eşyanın üstün ve değerlisinin hangisi olduğunu sordum. Bunların hepsi de bana: Az yemek ve açlıktır; cevabını verdiler, buyurmaktadır.




Mecmâ'ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi

Salah Bilici Kitabevi

24 Nisan 2016 Pazar

Düşmanlık Ve Sövmek Hakkında


 
İnsanlık icabı, müslümanlar bazı defa birbirleriyle kavga etmekten ve birbirlerine sövüp saymaktan kendilerini alıkoyamamaktadırlar. Bunda da âdâba riayet lazımdır. Fakat efdal olan, gazabını yutmak ve karşılıklı suçlama sevdasına düşmeyerek birbirlerini affetmektir ki: "Öfkelerini yenerler ve insanların suçlarını bağışlarlar. Allahü teala, ihsan edenleri sever." (Âl-i İmran suresi 134) beşaretine nail olunabilsin.

Eğer bu suretle sabredemez, öfkesini yenemez ve karşısındakini affedemezse; kendisine sövene, ancak sövdüğü kadar sövmelidir. Fakat daha fazla bir şey söylememelidir. Çünkü, böyle bir kavga ve sövüp saymaya önce kim başlamışsa, vebal onun üzerinedir. Onun söylediğinden fazla söyleyecek olursa, mazlum iken zâlim olur, buyurulmuştur.




Mecmâ'ul Âdâb


Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi
Salah Bilici Kitabevi




22 Nisan 2016 Cuma

İbadetler




Cenab-ı Hak kulunun ibadetinden fayda sağlamaz, masiyetinden de zarara uğramaz. Hiç ihtiyacı olmadığı halde kullarına ibadet etmekle emredip mecburiyet zincirleriyle kulluğa sevk etmesi onların tabiatlarındaki zayıflık ve tembellikten dolayı gönüllü olarak ibadet etmekte gevşek davranacaklarını bildiğindendir. Bu
yüzden onları azaba uğratmakla korkutarak kulluk yoluna zorlama zincirleriyle sürüklemiştir.

Cenab-ı Mevlâ sanki şefkatli bir babanın çocuklarına davrandığı gibi muamele etmiştir. Zira müşfik bir baba üzerinden kuş geçmesini bile istemediği gönlünün meyvesini, tabiî arzularının yolunda koşmasın diye dövüp korkutur. Gelecekte mutlu yaşaması için ilim ve sanat öğrenmesi gibi birtakım zahmetli işlere zorlar. Maksat onu acıtmak, incitmek değil, sonradan anlayacağı gelecekteki menfaatlerini şimdiden tamamlamasını sağlamaktır. Cenab-ı Hak da dünya düşkünü kullarının, helak sebebi olan nefsanî şehvetlerinin ardında dolaşmalarını engelleyip korkutarak ahiretteki ebedi saadetlerini temin etmek için şeriat meşakkatlerini üzerlerine yüklemiş, bu suretle onları icap zinciriyle özel faydasını ileride anlayacakları ibadetlere zorlamıştır.



Hikem-i Atâiyye Şerhi
Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir

Sufi Kitap













20 Nisan 2016 Çarşamba

Av Ve Köpekler



Adiyy ibn Hatim (R) şöyle demiştir: Ben:
—Yâ Rasûlallah! Biz av yapma öğretilmiş olan köpeklerimizi av üzerine göndeririz? dedim.

Rasûlullah (S):
—  "Onların senin için tuttukları avı ye!" buyurdu. Ben:
—Bu köpekler tuttukları avı öldürürlerse? dedim. Rasûlullah:
—  "Öldürseler de yine ye (çünkü öldürme avın tezkiyesidir), buyurdu.
—  Biz ava mi'râd atıyoruz? dedim. Rasûlullah:
— "Delip yaraladığı avı ye! Enli tarafıyla dokunup öldürdüğü avı yeme!" buyurdu.



Adiyy ibn Hatim (R) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah'a sorup:
— Biz şu av köpekleriyle av yapmakta olan bir kavimiz (bunlarla avladıklarımızdan yemek bize halâl olur mu)? dedim.

Rasûlullah (S):
— "Allah 'ın ismini anıp da öğretilmiş köpeklerini av üzerine gönderdiğin zaman öldürseler bile onların size tuttukları avlardan ye. Ancak köpeğin avdan yemesi müstesnâdır. Çünkü o takdirde ben, köpeğin avı kendisi için tutmuş olmasından endişe ederim. Şayet senin köpeklerine başka birtakım köpekler karışmış ise, o zaman beraber tuttukları avı yeme!" buyurdu.




Adiyy ibn Hatim (R) şöyle demiştir: Ben:
— Yâ Rasûlallah, ben köpeğimi Bismillah diyor, gönderiyorum (onun her avladığı bana halâl olur mu)? dedim.

Peygamber (S):
— "Besmele çekerek köpeğini gönderdiğin, o da avı yakalayıp öldürdüğü ve ondan yediği takdirde, artık sen o avdan yeme! Çünkü köpek onu ancak kendisi için tutmuştur" buyurdu.

Ben:
— Ben köpeğimi gönderiyorum, sonra onun beraberinde başka bir köpek daha buluyorum, avı bu iki köpekten hangisinin yakaladığını bilemiyorum? dedim.
Peygamber:
—  "Bu takdirde sen o avın etini yeme! Çünkü sen Besmele'yi ancak kendi köpeğin üzerine çekmiştin, başka köpek üzerine çekmemiştin" buyurdu.




Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken




4 Nisan 2016 Pazartesi

Huy




"Bir dağın yerinden ayrıldığını duyarsanız inanın, fakat bir insanın huyundan vazgeçtiğini duyarsanız inanmayın. Çünkü o kişi, sonunda yaratılıştaki huyuna geri döner."



Peygamberimizden Evrensel Öğütler
(Binbir Hadis-i Şerif)

Mehmet Can
Şefkat Yayıncılık