20 Mart 2016 Pazar

Gıybete Ruhsat Verilen Durumlar





1. Mazlum birinin, zalimin zulmünü defetmek için, sultanın (valinin, amirin, yetkilinin) huzurunda, onun yaptıklarını anlatması durumunda.

2. Kendisine yapılan kötülük hususunda fetva isterken. 

3. Kötülüğünün ona da dokunacağını bildiği bir müslümanı uyarmak maksadıyla gıybet yapabilir.

4. Eğer biri gözü çapaklı, topal, aksak gibi isimlerle meşhur olmuş ve bu adlarla anılıyorsa, arkalarından bu isimlerle konuşmakta beis yoktur.

5. Eğer anlatılan ayıbın gerçekliği ortaya çıkarsa ve kişi de bundan rahatsız olmuyorsa gıybet sayılmaz. Biri hakkında kadınsı davranıyor, demek gibi.


Nitekim Resulullah (s.a.v.),
"Hayâ örtüsünü üzerinden atanın anlatılması gıybet olmaz." buyurmuştur.



Dürretül Vâizin
Osman Hopavi

Karaca Yayınevi


18 Mart 2016 Cuma

Hırs



"Ey Ademoğlu! elinde, sana yetecek kadar malın olduğu halde, seni azdıracak miktarı ararsın. Ey Ademoğlu! sen ne aza kanaat edersin ne de çokla doyarsın. Ey Ademoğlu! sabah kalktığında vücudun sağlıkta ve evinde emniyette isen, muhtaç olduğun her şeye sahipsin demektir. Artık daha fazlasıyla ilgilenme. Bilakis seni Allah'a yaklaştıracak işlerle meşgul ol!"



Peygamberimizden Evrensel Öğütler
(Binbir Hadis-i Şerif)

Mehmet Can
Şefkat Yayıncılık


15 Mart 2016 Salı

Ekonomi, Ticaret



"Hakkını alırken; -borcu ister tam, ister eksik ödesin- sen, haram söz ve davranıştan sakın!"

"Borç, dinin ayıbıdır."

"Bir şeyi borç olarak vermek, onu sadaka olarak vermekten daha hayırlıdır."

"Yanında olmayan eşyayı satma!"

"Biriniz bir işten para kazanıyorsa, onu bırakmasın."

"İktisatlı davranmak yani israftan kaçınmak geçimin yarısı, güzel ahlak da dinin yarısıdır."

"İçki satmayı helal gören kimse, domuz etini yemeyi de helal sayar."

"Hiç şüphe yok ki Allah, size çalışmayı farz kılmıştır, dolayısıyla siz de çalışın."



Peygamberimizden Evrensel Öğütler
(Binbir Hadis-i Şerif)

Mehmet Can
Şefkat Yayıncılık


9 Mart 2016 Çarşamba

Hz. Ebû-Bekir (R.a.)



Hz. Ebû-Bekir ile Ebüd Derdâ (Radiyallahü anh) beraber giderlerken bir dar yola tesadüf ederler. Ebüd Derdâ ileri geçer geçmez, birdenbire parlak bir ay gibi ortaya çıkan Peygamber Efendimiz, canı sıkılarak «Ya Ebüd Derdâ! Niçin Hz. Ebû-Bekir'in önünden yürüdün. Bilmiyor musun ki, büyüğün önünden gitmek, terbiyeyi terketmek demektir» dediler. Ebüd-Derdâ gibi ileri gelen bir ashap, kusurunu bilip hemen o anda tövbe istiğfara başladı. Ey Müminler!! Ebüd-Derdâ gibi bir büyük zat, Hz. Ebû-Bekir'in biraz önüne geçti diye Peygamber Efendimiz üzülürse, Hazret-i Sıddîk hakkında fena itikatta bulunanların halinin ne olacağını siz düşününüz.!



Menâkıb-ı Ciharyâr-ı Güzîn
(Peygamberimizin Dört Halifesinin Hal Tercemeleri)

Mehmet Gavsi
Salâh Bilici Kitabevi