31 Ocak 2016 Pazar

Peygamberler



Sahih-i Buhari


Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir:

Rasûlullah (S) şöyle buyurdu: "Geceleyin yürütüldüğüm zaman Musa'yı gördüm. Baktım ki Mûsâ, Yemen'in Şenûe kabilesi erkeklerinden biri gibi uzun boylu, balık etli bir zâttır. İsâ'yı da gördüm. Baktım ki, o, orta yapılı, sanki hamamdan çıkmış gibi al çehreli idi. (Ben İbrâhîm'i de gördüm.) Çocukları içinde İbrâhîm'e en çok benzeyeni benimdir. Sonra bana birinin içinde süt, diğerinde şarâb bulunan iki kap getirildi. Cibril bana:
— Bunlardan hangisini istersen iç, dedi.
Ben sütü aldım ve onu içtim. Bana:
— Fıtratı aldın. Eğer sen şarâbı almış olaydın, ümmetin azgın olurdu, denildi."



Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken



30 Ocak 2016 Cumartesi

Kim Zerre Ağırlığınca Hayır Yaparsa...





Hz. Aişe (r.anha) bir keresinde bir fakire bir üzüm tanesi verince; fakir azımsayarak geri çevirir. Bunun üzerine Hz. Aişe fakire zilzal suresinin "Zerre ağırlığınca hayır yapan onun sevabını görür..." mealindeki yedinci ayetini okur ve "Bu üzüm tanesinde ne kadar zerre ağırlığı olduğunu biliyor musun?" der. Bu uyarı üzerine fakir istiğfarda bulunur.





Tenbihü'l Muğterrîn
İmam Abdülvehhab Şârânî

Bedir Yayınevi



16 Ocak 2016 Cumartesi

Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Sıfatları




Rabîa, Enes ibn Mâlik'ten şöyle derken işitmiştir:
Rasûlullah (S) ifrat derecede uzun da değil, kısa boylu da değildi. O süt gibi safî beyaz da değil, karayağız da değildi. O kısa kıvırcık saçlı da değil, düz uzun saçlı da değildi. Kırk yaşını doldurunca Allah O'nu peygamber gönderdi. (Peygamberliğinde) on sene Mekke'de, on sene de Medine'de ikaamet etti. Başında ve sakalında yirmi tel ak saç bulunmayarak Allah onu vefat ettirdi.



Abdullah ibn Ka'b şöyle demiştir:
Ben babam Ka'b ibn Mâlik'ten işittim. O Tebûk seferinden geri kaldığı zamanı tahdîs ederek şöyle dedi: Rasûlullah'a selâm verdiğim zaman yüzü sevinçten şimşek çakar (gibi parlar) bir hâlde idi... Esasen Rasûlullah Allah tarafından sevindirildiği zaman yüzü parlardı, hattâ o yüz bir ay parçasına benzerdi. Biz de sevinçli bir vahiy geldiğini O'nun bu sevimli simasından anlardık.



el-Berâ ibnu Âzib (R) Peygamber'i şöyle vasfetmiştir:
Peygamber (S) uzunla kısa boy arası mu'tedil bir endamda yaratılmıştı. O'nun iki omuzu arası genişti. İki kulağı yumuşağına kadar inen gür saçı vardı. Ben bir defasında Peygamber'i kırmızı (ve yeşil çubuklu) bir libâs içinde görmüştüm. Kat'î olarak derim ki, ben güzellikte O'na denk olabilecek hiçbir şey görmedim.
Râvîlerden Yûsuf ibn Ebî İshâk, babası Ebû İshâk'tan: Kürek kemiği ile kol başının kavuştuğu yere yânî omuz başlarına kadar uzanan gür saçı vardı, demiştir.



Âişe (R) şöyle demiştir:
Rasûlullah (S) -dünyâ işlerinden- iki şey arasında muhayyer kalındığında muhakkak onlardan -günâh olmadığı müddetçe- en kolay olanını alırdı. Eğer günâh gerektirecek olursa, o kolay şeyden insanların en uzak bulunanı Rasûlullah olurdu. Rasûlullah kendisi için kîn tutup öc almamıştır. Ancak Allah'ın hürmetine saygısızlık edilmesi hâli müstesnadır. İşte bu hâlde yapılan hürmetsizlik sebebiyle Allah için (öfkelenir), intikaam alırdı.



Enes ibn Mâlik (R):
Ben hayâtımda Peygamber (s.a.v.)'in elinden daha yumuşak hiçbir ipeğe, hiçbir dîbâca el sürmedim. Yine ben ömrümde Peygamber'in kokusundan daha hoş, daha temiz bir koku da asla koklamadım, demiştir.



Ebû Saîd el-Hudrî (R), hayâ cihetiyle kendi köşesinde oturan bakire kızdan daha çok utangaçtı, demiştir.



İbn Şihâb şöyle demiştir:
Bana Ubeydullah ibnu Abdillah, İbn Abbâs (R)'tan şöyle haber verdi: Rasûlullah (S) alın saçlarını alnının üstüne bırakırdı. Müşrikler ise başlarının saçlarını alnın iki tarafına ayırırlardı. Kitâb ehli olanlar da başlarının saçlarını alınlarına salıverirlerdi. Rasûlullah, hakkında hiçbirşey ile emrolunmadığı hâllerde kitâb ehline uygun olmayı severdi. Sonraları Rasûlullah da başının saçını iki tarafa ayırıp bıraktı. (*)



Abdullah ibn Amr (R):
Peygamber (S) sözünde, fiil ve hareketinde taşkınlık yapıcı secîyede değildi. Taşkınlığı zorlanarak da yapıcı değildi, demiştir. Abdullah herkese: İyi biliniz ki, sizin en güzel huylunuz, en hayırlı olanınızdır, der idi.



(*) Rasûlullah, vahiy gelmeyen hususlarda kitâb ehline uymayı müşriklere benzemeye tercîh ederdi. Bu da kitâb ehlinin müşriklerden ve putperestlerden ziyâde hakka, hakîkate yakın olmalarından ve hiç değilse bir peygamberin şerîati bakıyyesine vâris bulunmalarından idi. Bu sebeble haklarında vahiy gelmemiş vâk'alarda geçmiş şerîatlerin Allah tarafından reddedilmemiş hükümleriyle amel edilmesi bir düstûr olarak emrolunmuş ve bu şer'î ve fer'î bir delîl olmuştur. Peygamberin yüksek vazifelerinin başında şirkle, putperestlikle mücâhede bulunduğundan dolayı kıyafet, saç şekli, giyim, kuşam... gibi haricî şekille ilgili hususlarda bile onlara benzemekten çekinirdi. Putperestlik nizâmı tamâmıyle yıkıldıktan sonra müşriklere benzemek sakıncası kalmayınca Peygamber saçlarını iki bukle hâlinde iki tarafa bırakmağa başlamıştır.



Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken


9 Ocak 2016 Cumartesi

Musa Aleyhisselam



Ebû Hureyre (R) şöyle demiştir: Bir Yahûdî ticâret eşyasını satışa arzederken, bu eşyaya mukaabil hoşlanmadığı birşey verilmişti. Bunun üzerine:

— Musa'yı beşer üzerine tercîh ve ihtiyar eden Allah'a yemîn ederim ki, hayır! dedi.

Bu sözü Ensâr'dan bir kimse işitti. Kalkıp Yahudi'ye bir tokat vurdu ve:

— Peygamber (S) aramızda bulunduğu hâlde sen Musa'yı beşer üzerine tercîh eden Allah'a yemîn ederim diyorsun öyle mi? dedi.

Bunun üzerine Yahûdî, Peygamber'e gitti ve:
— Yâ Eba'l-Kaasım! Muhakkak ki benim için bir zimmet ve ahid vardır. Fulan kimseye ne oluyor ki, o benim yüzüme tokat vurdu? dedi.

Peygamber o sahâbîye:
—  "Bunun yüzüne niçin tokat vurdun?" buyurdu.

Ensârî, Yahûdî'yle olan işini zikretti. Bundan dolayı Peygamber öfke izi yüzünde görülecek derecede öfkelendi. Sonra şöyle buyurdu:
—  "Allah'ın peygamberleri arasında üstün kılmalar yapmayınız. Şunda hiç şübhe yok ki: Sûra üfürülmüş, artık Allah'ın diledikleri müstesna olmak üzere göklerde kim var, yerde kim varsa hepsi düşüp ölmüştür. Sonra bir daha üfürülmüştür. Ben ilk diriltilen olacağım. O anda bir de bakacağım ki, Mûsâ, Turu Sînâ günündeki çarpılması ile muhasebe mi olundu, yoksa benden evvel mi diriltildi; bilmiyorum. Ve ben: Muhakkak bir kimse Yûnus ibn Mettâ 'dan daha faziletlidir, sözünü de söylemem."


Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken


4 Ocak 2016 Pazartesi

Kuru Üzüm






Kuru üzüm ne güzel bir gıdadır. Sinirleri kuvvetlendirir, yorgunluğu giderir, ağız kokusunu güzelleştirip balgamı giderir ve cildi güzelleştirir.

Zeytin ve kuru üzüm ağız kokusunu giderir. Susam küsbesi yemek, ağız kokusu yapar.




Tıbb-ı Nebevî Ansiklopedisi
Ali Rıza Karabulut

Akabe Kitabevi


1 Ocak 2016 Cuma

Kehf Suresi



el-Berâ şöyle dedi: (Sahâbîlerden) bir kimse el-Kehf Sûresi'ni okuyordu. Yanıbaşında da iki uzun iple bağlanmış olan at vardı. Atı bir bulut ihata etti ve gittikçe yaklaşmağa ve yaklaşmağa başladı. Bundan dolayı at da ürkmeğe başladı. Sabaha erişince o kimse Peygamber(S)'e geldi ve bunu kendisine zikretti. Peygamber (S): — "Bulut gibi görünen şey, sekînettir. Kur'ân'ı tebcîl için inmiştir" buyurdu.



Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken