7 Aralık 2016 Çarşamba

Dünya Ve Ahiret




Âhiret dünyanın tam aksine, yani tersinedir: Dünyada iken bir şahıs bembeyaz güzel ve süslü bir elbise giyecek olsa, kirleninceye kadar o hep öyle kalır. Âhirette ise, elbiselerin kiri zatlarından gelmektedir.

Bir an farzedelim ki kâfirlerin ruhu orada son derece beyaz güzel elbiselerden birini giyiyor, derhal kömür gibi simsiyah olur.

Dünyada bizi kuşatan hava, âhirette tam tersine döner. Yani dünyada güneş ve diğer aydınlatıcı nesneler hem mü'minleri, hem kâfirleri aydınlatır. Âhirette ise, zatların kendi durumları onlara galib gelir, hâkim bir üstünlük sağlar: Mü'minlerin zatları ışık verir, aydınlatır, akıllara durgunluk verecek biçimde mü'minlerin nurlarından elbiseler zatlarına giydirilir. Kâfirlerin zatlarına gelince, onlar kendilerini kirletip siyahlaştırırlar, o kadar ki kömür gibi olurlar.

Özetleyecek olursak:

Âhirette, bâtınî hususların hükümleri ortaya çıkar ve üstünlük sağlar. Çünkü bâtınî hususların hükmü hak ve hakikatin tâ kendisidir; âhiret de hak yurttur.

Şeyhim bu mâna çerçevesi içinde bana şunu da anlattı:

Âhiretteki terleme de zatlara göre değişik hal alır, kimi bulunduğu yerde yarısına kadar ter içinde kalırken, aynı yerdeki bir başkası dizlerine kadar ter içinde kalır. Halbuki bunların bulunduğu yer dümdüzdür. Dünyada düz bir arazideki suda duran üç kişiyi düşünün, aralarında böyle farklı bir durum olmaz, yani hepsi de aynı seviyede suya batmış olurlar. Çünkü onların dünyada iken bâtınları (iç âlemleri) çok farklı idi, bu farklılığın hükmü âhirette ortaya çıkmış oldu. Çünkü âhiret sadece hak ve hakikâtin ortaya çıktığı bir yurttur.




El İbrîz
Eş-Şeyh Abdülaziz Debbağ Hazretleri

Demir Kitabevi



1 yorum: