18 Kasım 2016 Cuma

Sebepler



Bizi ayakta tutan hasletlerimizle alâkalı olan dinî mevzûlarda, ehliyetsiz kimselere soru sorulup danışılmasının vahim neticeleri vardır. Bu cümleden olarak;


- Birçok bid‘atlerin ortaya çıkıp yayılması...

- Sahte şeyh ve mürşidlerin ortalıkta arz-ı endâm etmesi...

- Dini yanlış anlayıp yanlış tatbik eden kimselerin artması...

- Keza bu ehliyetsiz kişilerin hata ve tenâkuzlarını sezen ve anlayan insanların, bunları İslâmiyet’in kendisinden sanarak dinden soğumaları...

- Kur’an'dan ve sünnetten uzaklaşmaları; dolayısiyle dinin münâfıklar tarafından çok kolay şekilde istismar edilebilir hâle gelmesi...

- Din ve iman düşmanlarının bu açığı değerlendirerek, dine tecavüz edip yıkmaya çalışmaları...

- Hakiki âlimlerin âtıl kalması veya kıyıda köşede zâyi‘ olup gitmesi hep bu vahim neticelerdendir.




Hâsılı, ömrünü dînî ilimlerin tâlimine vakfetmiş ulemâya ve Kitap, sünnet, icma‘, kıyas gibi sahih istinadlara insanların müracaat etmeyişinin arkasında çeşitli sebepler yatmaktadır. Bunların başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz:


1. Okumak-araştırmak yerine işin kolayına kaçıp, hemen her şeyi, ehil olup olmadığına bakmaksızın, başkalarından sormayı tercih etmek.

2. Ehil insanların az olması ve onlara ulaşmanın güçlüğü.

3. Hakikatlerin nefse ağır gelip, nefsânî istek ve menfaatlerle çatışması.

4. Dini yaşama ve yaşatma gibi bir hassâsiyetin olmayışı.

5. Dinî mevzû ve meselelere karşı alâkasızlık.

6. Yaşayıp tatbik etmek için değil de, sadece zihni meşgul ettiği için sorma düşüncesine sahip olmak.

7. Her önüne gelene inanmak. Halbuki, fâni ve zâil olmaya mahkûm olan dünyevî ihtiyaç ve meselelerimizde bile, “en iyisi, en güzeli olsun” diyerek araştırıp ihtimam gösterirken; sönmeyen, bitmeyen, ebedî âleme ait hususlarda aynı titizlik ve hassâsiyeti göstermemek, nefsin aldatmacasından başka bir şey değildir.




Makaleler ve Araştırmalar
Aynü'l-Hakîka fî Râbıtati't-Tarîka

Kitabın tamamını BURADAN indirebilirsiniz.



1 yorum: