16 Ağustos 2016 Salı

Morto Koyu




Seddülbahir ile Hisartepe arasındaki geniş ve düz sahil şeridine, Fransızlar "Morto Koyu" demişlerdir. 25 Nisan 1915 günü Boğaz'ı gören ve en hâkim tepe olan Alçıtepe'yi almak için başlatılan beş çıkarma noktasından birisi de bu­rasıdır. Birleşik Avrupa ordusundaki Fransızlara 25 Nisan kara harekâtında Boğaz'ın giriş kısmındaki bu bölge veril­mişti. Kanlıdere ve Kerevizdere çukurluklarından ilerleyip İngilizlerle birleşerek Alçıtepe'yi alacaklar ve Boğaz'ın çevresini temizleyip deniz ulaşımını garantileyeceklerdi. Fran­sızlar en çok zayiatı da bu civarda verdiklerinden olacak ki, buraya "Morto" yani ölüm koyu adını vermişlerdir. Burası onlar için ölüm, bizim için ise diriliş koyudur! Hatta bu bölgedeki Fransızların en üst rütbeli kumanda­nı olan Fransız General Guorau (Guro) 1 Temmuz 1915 günü Ertuğrul koyunda askerlerine hücum emirleri yağdırırken, Anadolu yakasındaki Orhaniye tabyasından Mehmetçiklerimizin gönderdiği bir top mermisi, kolunu koparmış ve kaburga kemiklerini kırmıştı. Bu nedenle o gün cepheden geriye düştü ve görevini Fransız General Bailloud'a devretmek zorunda kalmıştı. Bugün Morto Koyu sırtlarında çok geniş bir sahaya yayılmış, Fransızlara ait bir mezarlık bulunmaktadır. 1930'lu yıllarda bu mezarlığın açılışında Fransız General Guorau da bulunuyor­du. Genaral, Kanlıdere sırtlarında şahit olduğu bir hatı­rasını açılış merasiminde yerli ve yabancı iştirakçilere ağlayarak anlatmıştır.



Fransız General Guorau;

"O gün Osmanlıları birkaç siper geri atmıştık. Savaş sahasında Osmanlılardan aldığımız siperlerde durum tespiti yapıyordum. Bir Osmanlı askeri telaşlı bir şekilde gömleğinden parçalar koparıp kucağında yatan bir Fran­sız askerinin yarasını tedaviye çalışıyordu. "Biraz önce öldürmeye çalıştığın düşmanını şimdi niye tedaviye çalı­şıyorsun?" diye sordum.

"Biz savaşta da olsa kadına, çocuklara, yaşlılara ve aman (af dileyen) diyenlere silah kullanmayız. Bizim di­nimizde günahtır. Bu asker de süngü darbemle yere düşer­ken anlayamadım ama yalvararak bana bir şeyler söylü­yordu. Yere düşerken cebinden bir resim düştü. Onu bana ağlayarak gösterdi ve bir şeyler söyledi. Anlamasam da, tahmin ettiğime göre o kadın onun eşi yanındaki iki çocuk da onun çocukları olabilir! Ben öksüz büyüdüm. Geride bekleyenim yok. Hiç olmazsa o yaşa­sın da bekleyenlerine kavuşsun! dedi. Adeta şok olmuştum. Gözlerimden boşa­nan yaş yanaklarımda dondu kaldı! Dünya tarihi böyle bir insanlığı kaydetmemiştir. Emir subayım, onun kan sızan gömleğini sıyırdı. Görünen daha hayret verici bir şey­di. Onun göğsünde, bizim askerin açtığı yara daha ağırdı. Ama o kendi yarasına ot ve yaprak kapatmış, bizim askere kendi gömleğini yırtıyordu. Az sonra ikisi de öl­düler! Onları yan yana gömdürdüm!"




Dur Yolcu
Salim Dağ

Çamlıca



4 yorum:

  1. Çanakkale'de yaşananların her birisi tüyler ürpertici. Ne mutlu ki anne tarafım ve eşim Çanakkale'li, her fırsatta o mübarek toprakları ziyaret edebiliyorum. Yaşanan gerçek olayların anlatıldığı kitaplardan birini okumuştum yıllar önce. Günlerce etkisinden kurtulamamıştım. Mümkün de değil zaten. Aziz şehitlerimizin mekanları, cennet bahçelerinden en güzeli olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Amin.
      Ben de bu kitapları okuduğumda bayağı etkisinde kaldım. Ecdadımız ne sıkıntılar çekmişler. Aslında bizler de küfürle ve kendi nefsimizle ne büyük savaşlar içerisindeyiz fakat farkında değiliz.

      Osmanlı'nın Son Kilidi Çanakkale Bu kitapta bayağı etkilemişti beni.


      Sil
  2. alçıtepe morto duymamıştım. hikaye ise ne etkileyici.

    YanıtlaSil