5 Temmuz 2016 Salı

Bayram





12 Ağustos 1915 arefe günü; Mehmetçiklerimiz 12 Temmuz'dan bu yana yazın kavurucu sıcağına, savaşın yakıcı harına rağmen bir ay oruç tutmuşlar ve savaşın ölüm kokan havası içinde bayram yaparak hayat bulmaya hazırlanıyorlardı. Aynı gün 57. Alay Kumandanı Yarbay Hüseyin Avni Bey karargâh çadırı etrafındaki tepelerde koyun sürüsünü andıran beyazlıkları görünce, emir subayına onların ne olduğunu sormuştu.

Aldığı cevap ise manidardır; "Kumandanım; malum yarın bayram, askerimiz bir ay oruç tuttu. Şimdi de bayram yapmaya hazırlanıyor, çamaşırlarını yıkayıp serdiler! Onlar Allah'ın huzuruna temiz elbiselerle çıkmak istiyorlar."

13 Ağustos Ramazan Bayramının birinci günü idi. Düşman; gemi, uçak ve balonlardan askerimizin her hareketini adım adım takip ediyordu. Bayram namazı kılınırken, top atışlarıyla bütün alay birkaç dakika içinde yok edilebilirdi.

Onun için Hüseyin Avni Bey; Alay imamı Konyalı Hafız H. Fehmi Efendi 'yi çağırttı ve askerlere bayram namazı kılınamayacağını duyurup askeri ikna etmesini istedi. Fakat taburlardan ve bölüklerden hiçbir askerin bunu asla kabul etmeyeceği belliydi. Alay kumandanı Hüseyin Avni Bey için çok sıkıntılı ve karar vermesi zor bir andı.
Saatler geçmek bilmiyordu. Hüseyin Avni Bey askerinin nasıl bir tepki verebileceğinin hesaplarını yapıyordu. Öyle ya; bütün çaresizliğe rağmen asker bir matara su, bir kaç incir, üzüm ve kuru bir peksimetle orucundan vazgeçmemişti.

Alay imamı Hafız Hasan Fehmi, tekrar Hüseyin Avni Bey'in yanında soluğu aldı ve "Aman kumandanım askerin daha fazla üzerine gitmeyelim. Eğer bayram namazını men ederseniz askerin morali bozulur, katiyen harp etmez. Bekleyelim hele sabah olsun" dedi.

Bayram namazının kılınmayacağını sabahleyin tebliğ etmek üzere anlaşıp ayrıldılar ve istirahata çekildiler.

Sabah alaca karanlıkta Hüseyin Avni Bey çadırından çıkınca gözlerine inanamadı! İlkbahar ve sonbaharın iklim hadisesi olan sis bu sıcak yaz ortasında bütün yarımadayı bir yorgan gibi kaplamıştı. İman ve ihlâs kutusu kahraman kalplerin nazı, Yüce Allah katında kabul görmüştü.

Huşu içinde bayram namazı kılındı ve herkes birbirinin bayramını tebrik etti. Asker aylardır sıcak bir tas çorbaya hasret yarı aç yarı tok düşmanla savaşmış, bir taraftan da kavurucu Ağustos sıcağına aldırış etmeden orucunu tutmuştu. Bayrama özel bütün imkânlar seferber edilmiş, Kakmadağı'ndan sıcak bulgur çorbası getirtilmişti. Daha bir kaç kaşık içilmemişti ki, sis de görevini bitirip gitti. Önce top ve makinalı tüfekler patladı! İki cephe arasında şiddetli bir çarpışma yaşandı. Akşamüzeri olduğunda 57. Alayımız o gün de destan yazdı ve her zamanki gibi başlarında kumandanları Hüseyin Avni Bey olduğu halde Alay'ın tamamı şehitler bahçesinde ikinci bayramlarını kutluyorlardı!



Dur Yolcu
Salim Dağ

Çamlıca


2 yorum: