18 Haziran 2016 Cumartesi

Davet




Peygamber efendimizin (sallâllahü aleyhi ve sellem) davetidir ki, ümmetini İslâm dînine davet etmiştir. Nitekim Nahl sûresi yüz yirmibeşinci âyetinde Allahü teâlâ: «Ey Habîbim, insanları hikmetli sözler, güzel nasihatler ve faydalı hikâyelerle Rabbinin yoluna davet et» buyuruyor.

Davet, Resûlüllah'a (sallâllahü aleyhi ve sellem) âiddir. Hidâyet ise bilfiil ondan değildir. Nitekim bir hadîs-i şerifte: «İnsanlara hidâyet ve doğru yolu gösterici olarak gönderildim. Ben muhakkak hidâyet verici değilim. Bu Allahü Teâlâ'nın işidir. İblis, insanları saptırmak için gönderildi. O da muhakkak insanları doğru yoldan saptıramaz. Bu da Allahü tealâ'ya mahsustur» buyurdu.

Allahü Teâlâ Kasas sûresi ellialtıncı âyet-i kerimesinde: «Sen dilediğine hidâyet veremezsin; lâkin Allahü teâlâ dilediğini hidâyete kavuşturur» buyuruyor.

Resûlüllah (sallâllahü aleyhi ve sellem) amcası Ebû Tâlib'in îman etmesini ve hidâyette olmasını diledi. Ebû Tâlib hidâyeti kabulden sakındı. Fakat Hazret-i Hamza'nın (radıyallahü anh) katili Vahşî (radıyallahü anh) îman ve hidâyeti kabul etti.

Allahü Teâlâ Mâide sûresi altmışyedinci âyetinde: «Ey Habîbim, sana lâzım gelen, Rabbinden sana geleni bildirmektir» ve İsrâ sûresi, yüzbeşinci âyetinde: «Biz seni müjdeleyici, korkutucu ve Allahü Teâlâ'nın izni, ile Allahü Teala'ya çağırıcı ve seni nur kaynağı olarak gönderdik.» buyuruyor.

Nitekim Allahü Teâlâ bir başka ayeti kerimede: «Allahü Teala nûrunu dilediğine verir.» buyuruyor.




Gunyetüt Tâlibin
(İlim Ve Esrar Hazinesi)
Seyyid Abdülkâdiri Geylani

Çelik Yayınları


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder