30 Mayıs 2016 Pazartesi

Sıkıntılı Bir Hayat



Şeyhime (Allah kendisinden razı olsun) aşağıdaki âyetten sordum:

«Kim Benim zikrimden yüz çevirirse, onun için dar bir geçim başlar ve kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz.» (Tâ-Hâ suresi 124)

- Efendim, dedim. (Dar bir geçim diye terceme ettiğimiz) Maişet-i Denk nedir? Çünkü bunu bir geçim sıkıntısı şeklinde tefsir edenler, konuyu büsbütün çıkmaza sokmuş ve müşkilleştirmiş olurlar. Çünkü inkarcılar arasında bir nice zenginler bulunuyordur. Hiç şüphe yok ki bu kefere ve benzerlerinin geçimleri dar değil oldukça geniştir. Âyet-i kerîmede ise Allah'ın zikrinden yüz çeviren herkesin sıkıntılı bir hayata uğraması gerekiyor, buyuruluyor. Ne buyurursunuz?

Şeyhim (Allah razı olsun) şu cevabı verdi:
- Âhirette zatların uğrayacağı şeyler şu dünyada iken akıllarına gelir. Cenâb-ı Hak kâfirlerin ebediyen Cehennemde kalacaklarına hükmetmiştir. Bu bakımdan hiçbir an ve dakika geçmez ki kâfirin gönlüne üzüntü ve sıkıntı veren bir vesvese gelmesin. Çünkü hatıra gelen vesveseler onun üzerindeki üzüntüyü harekete geçirmekte ve durumunu bulandırmaktadır.
Bunun en azı, «Sen doğru bir din üzere değilsin..» veya «Belki de sen yanlış bir yol tutmuşsun, doğru olmayan bir dine bağlanmışsın» şeklinde hatırından geçmesidir.

İşte bu öyle bir haldir ki Cenâb-ı Hak kâfirlerin kalbine atar ve yaşayışlarını böylece gam ve kedere sokup sıkıntılı bir hayat yaşatır, isterse onlar zengin olsunlar, veya saraylarda oturan hükümdarlar olarak bulunsunlar, fark etmez.

Sıkıntı sürüp gider. O halde dar bir geçim veya hayat elde değil kalbdedir. Çünkü elinde dünyalıktan çok şey bulunan kimse bununla beraber adım adım Allah'ın gazabına doğru yaklaştığını biliyorsa, işte onun hayatı sıkıntılıdır..

Şeyhimin bu cevabı son derece güzeldir. Kaadı Beyzavî Bayk-i Maişet terkibinin tefsirini yaparken şöyle demiştir:
«Bunun sebebi şudur: İnkârcının bütün üzüntüsü ve tahassürü, helak olup şu dünyadan ayrılma kaygusudur. Korkusu ise elindeki dünyalığın azalması veya yok olmasıdır. Mü'min böyle değildir, âhirete istekli olan mü'min, kâfirin aksine bir imân ve düşünce içindedir.

Evet, bu konuda fukahadan bir kısmı bana naklettiler ki: «Bizler yedi yıl kâfirlerin esareti altında kaldık. Bu süre içinde devamlı bizimle açık oturumlar, münazaralar tertiplediler, sürtüşme ve tartışmamız devam etti. Sık sık onları denedik, bir çok zamanlar kendilerine müracaatta bulunduk, sonunda öğrendik ki, kâfirlerin çoğu şüphe içinde bulunuyorlar, bu da kalblerinde bir hastalık halinde sürüp gidiyor, tıpkı uyuz kimse gibi, kendisini kaşıyacak adam arıyor.



El İbrîz
Şeriat Tarikat Marifet Hakikat

Eş-Şeyh Abdülaziz Debbağ Hazretleri

Demir Kitabevi


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder