23 Mayıs 2016 Pazartesi

Feridun'un Veziri



İran'ın büyük padişahlarından Feridun'un oldukça değerli bir veziri vardı. Vezir, son derece iyi kalpli ve ileri görüşlü birisiydi. Önce Allah rızasını gözetir, sonra padişahın buyruğunu yerine getirirdi.

Günün birinde saray halkından birisi veziri gammazlamak için padişahın huzuruna vardı.

Padişaha gerekli saygıyı gösterdikten sonra dedi ki:
- Padişahım! Günler muradınca olsun. Allah her gün sana mutluluk, huzur ve safa bağışlasın. Bir kinim olduğunu düşünme, bir tavsiye kabul et. Ama vezirin sana içten içe düşmanlık gütmekte.

Evet, gerçekte sana dostmuş gibi görünüyorlardı. Ondan borç almayan asker kalmadı. Borç verdikten sonra:

- Padişah öldükten sonra borcunuzu verirsiniz, diye vade koyuyor. Padişahım! Duydun işte!

Vezirin, verdiği borçları geri almak için senin ölmeni bekliyor. Ölmez de borçlarımı alamam korkusuyla yaşıyor.

Padişah, gammazın bu sözlerini işitince vezirine doğru öfkeli bir bakış fırlattı. Vezire sitemle:
- Demek benim huzurumda dost gibi görünüp arkamdan kuyu kazmaktasın, dedi.

Vezir, padişahın huzurunda el etek öptü ve dedi ki:
- Padişahım! Madem sordun, artık gizli tutmak gerekmez. Şimdi benim neden böyle yaptığımı dinle de bana hak ver. Benim amacım, herkesi senin duacın yapmaktır. İsterim ki benim gibi herkes sana uzun ömürler verilmesi için dua etsin. Borç verdiğim herkes, sırf borçlarının ödeme zamanı gelmesin diye gece gündüz senin sağlığına duacıdır. Halkın sana hayır duada bulunmasını istemez misin? Erenler duayı ganimet bilirler. Çünkü dua, kaza okunun önüne bir kalkan olur.

Vezirin sözleri padişahın çok hoşuna gitti, Öfkesi geçti, derin bir rahatlama okunan yüzü gülmeye başladı. Vezirin rütbesini arttırdı, ona olan muhabbeti çoğaldı.



Bostan'dan Seçmeler

Hazırlayan: Ozan Yılmaz
Hasbahçe



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder