27 Mayıs 2016 Cuma

Arapça Kelimeler



Bir kısım müşrikler "Kur'ân arapça indi diyorsunuz. Hâlbûki Kur'ân'da Arapça olmayan (yani Arapça'da bulunmayan) kelimeler de var dediler" ve üç kelime buldular. Bunlar: "tezderî, kübbâr ve ucâb kelimeleridir." dediler.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.);"Peki, bâdiyede (kırda) yaşayan, hiç şehre inmemiş araptan başka insan görmemiş bir bedevî getirin. Ona soralım." buyurdu.
Gittiler, 90 yaşında bir bedevîyi bulup huzûr-u Rasulullah'a getirdiler.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bedevîye "uk'ud" (otur) buyurdu, bedevî oturdu. sonra, "kum" (kalk) buyurdu, kalktı. Tekrar, "uk'ud" (otur) buyurdu, oturdu, "kum" (kalk) buyurdu, kalktı. Tekrar, "uk'ud" (otur), "kum" (kalk) buyurunca, bedevî yoruldu ve:
"Etezderî bî yâ Muhammed,
Ve ene min kübbâri kavmil Arab,
İnne hâzâ leşey'ün ucâb."
(Benimle alay mı ediyorsun Yâ Muhammed?
Ben Arap kavminin büyüklerindenim.
Muhakkak ki, bu acâib bir şey) diyerek, Arapça değildir denilen kelimeleri bir lahzada dilinden akıtıverdi, söyledi. Mu'cize-i Rasulullah zuhur etti. İtiraz edenler çok mahcub oldular.


Siyer-i Nebî
(Muhtasar İslam Tarihi)

Fazilet Neşriyat



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder