30 Haziran 2015 Salı

İnsan Hakları




"Bir müslümanın öldürülmesine bir kelimenin yarısı ile dahi yardımcı olan kimse, iki gözünün arasında "Allah'ın rahmetinden ümitsizdir" yazılı olduğu halde Allah'ın huzuruna gelir."


Peygamberimizden Evrensel Öğütler
(Binbir Hadis-i Şerif)

Mehmet Can
Şefkat Yayıncılık



29 Haziran 2015 Pazartesi

İftarda Acele Etmek




Sehli ibn Sa'd (r.a.)'den (o şöyle demiştir): Rasûlullah (s.a.v.): "İnsanlar, vakti girince iftâr etmeye acele davrandıkları müddetçe dâima hayırla beraberdirler." buyurdu.



Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi
Mütercim: Mehmed Sofuoğlu

Ötüken



27 Haziran 2015 Cumartesi

Yolculukta Oruç



Câbir ibn Abdillah (r.a.) şöyle demiştir: Rasûlullah (s.a.v.) bir seferde idi. Bir ara halkın izdihamını ve üzerine güneşe karşı gölgelik tutulmuş bir kimse gördü ve:
- "Bu nedir?" diye sordu.
Sahâbîler:
- Oruçludur, dediler.
Bunun üzerine Rasûlullah (s.a.v.):
- "Seferde oruç tutmak birr (yani hâlis ibadet) cümlesinden değildir" buyurdu.

...

Enes ibn Mâlik (r.a.): Bizler Peygamber'in beraberinde yolculuk ederdik de, oruçlu olan oruç tutmayanı ve oruç tutmayan da oruç tutanı ayıplamazdı, demiştir.

...

Ebu'd-Derdâ (r.a.) şöyle demiştir: Biz  Peygamber (s.a.v.)'in maiyyetinde onun seferlerinden birisine (ramazânda) sıcak bir günde çıktık. O kadar ki, insan sıcağın şiddetinden elini başı üzerine koyuyordu. İçimizde Peygamber ile İbnu Revâha'dan başka oruçlu kimse yoktu.



Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi
Mütercim: Mehmed Sofuoğlu

Ötüken


23 Haziran 2015 Salı

Teravih Namazının Faziletleri



Hz. Ali b. Ebû Tâlib (r.a) rivayet ediyor. "Bir gün Reûlullah'a (s.a.v.) ramazan ayındaki teravih namazının fazileti soruldu. Resûl-i Ekrem (s.a.v) şöyle anlattılar:


"Ramazan'ın ilk gecesi müminler, annelerinden doğdukları gün gibi günahlarından arınmış olarak sabahlarlar.

Ramazan'ın ikinci gecesi, hem kendisi ve eğer m
üslüman iseler anne ve babaları bağışlanır.

Ramazan'ın üçüncü gecesi, Arş'ın altından bir melek, «Yapılan ameller ihlâs buldu; Allah (c.c) geçmiş günahlarını bağışladı» der.

Ramazan'ın dördüncü gecesi, o gün oruç tutan kişiye Tevrat, İncil, Zebur ve Kur'ân-ı Kerim'i okumuş sevabı veriler.

Ramazan'ın beşinci gecesi, Allah Teâlâ kuluna, Mescid-i Haram'da (Kabe), Mescid-i Medine (Mescid-i nebevi) ve Mescid-i Aksâ'da (Kudüs Mescidi) namaz kılmışçasına sevap yazar.

Ramazan'ın altıncı gecesi, Allah Teâlâ kuluna, semavattaki Beyt-i Ma'mur'u tavaf etmişçesine sevap yazar, ayrıca taşlar ağaçlar onun için dua ederler.

Ramazan'ın yedinci gecesinde, Allah Teala o kimseye, sanki Hz. Musa (a.s.) zamanına yetişmiş ve Firavun ve veziri Hâmân'a karşı ona yardım etmiş gibi sevap yazar.

Ramazan'ın sekizinci gecesinde, Allah 
Teala İbrahim Peygamber'e ihsan ettiği nimetlerin aynını ona da ihsan eder.

Ramazan'ın dokuzuncu 
gecesinde, ona peygamberlerin ibadeti misli ecir mükâfat verilir.

Ramazan'ın onuncu gecesi, Allah azze ve celle ona dünya ve ahiretin manevi rızıklarıyla rızıklandırır.

Ramazan'ı on birinci gecesinde, (eğer o gece ölecek olursa) annesinin karnından çıktığı günkü gibi günahsız olarak çıkar.
Ramazan'ın on ikinci gecesi ibadetini ihya ettiğinde, kıyamet günü mahşer meydanına, yüzü ayın on dördü gibi parlak bir şekilde gelir.

Ramazan'ın on üçüncü gecesi, ibadetini (
teravih) ihya ettiğinde, kıyamet günü bütün kötülüklerden ve azaplardan emin olur.

Ramazan'ın on dördüncü gecesi, melekler kulun yanına gelir ve onun teravih namazını kıldığına şahitlik ederler. Onlar kıyamet günü böyle şahitlik edince de Allah c.c. o kulunu hesaba çekmez.

Ramazanın on beşinci gecesi, teravih namazını kılan kişiye melekler, Arş'ı taşıyan melekler ve de Kürsü dua ederler.

Ramazan'ın on altıncı gecesi olduğunda, Allah (c.c) kuluna cehennemden kurtuluş beraatı ile cennete giriş vesikasını yazdırır.


Ramazan'ın on yedinci gecesi, o kişiye peygamberlerin yaptıkları zaman kazandıkları ecir gibi mükâfat verilir.


Ramazan'ın on sekizinci gecesi, bir melek, «Ey Allah'ın kulu! Allah (c.c) senden ve anne babandan razı olmuştur» diye seslenir. 


Ramazan'ın on dokuzuncu gecesi, kulun derecesi Firdevs cennetine gireceklerin listesine yükseltilir.

Ramazan'ın yirminci  gecesi, o kişiye (yani teravih namazını kılana) şehitlerin ve salihlerin kazandıkları sevap kadar ecir verilir.

Ramazan'ın yirmi birinci gecesi, Allah (c c) kuluna cennette nurdan bir saray inşaa eder.

Ramazan'ın yirmi ikinci gecesi, ibadetini ihya ettiğinde, kıyamet günü mahşer meydanına bütün gam ve kederlerden emin ve kurtulmuş bir şekilde gelir.

Ramazan'ın yirmi üçüncü gecesi olduğunda, Allah (c.c.) kulu için cennette bir şehir inşa eder.
Ramazan'ın yirmi dördüncü gecesi olduğunda, kula Allah indinde kabul görecek yirmi dört dua hakkı verilir.

Ramazan
'ın  yirmi beşinci gecesi ibadetini ihya ettiğinde, Allah Teâlâ ondan kabir azabını kaldırır.

Ramazan'ın yirmi altıncı gecesi, Allah (c.c) onun kırk yıllık amel nispetinde derecesini yükseltir.


Ramazan'ın yirmi yedinci gecesi ibadetini ihya ettiğinde, kıyamet günü Sırat Köprüsü'nün üzerinden, adeta çakan bir şimşek gibi geçer.

Ramazan'ın yirmi sekizinci gecesi olduğunda, Allah (c.c) onun cennetteki derecesini bin derece daha yükseltir.

Ramazan'ın yirmi dokuzuncu gecesi olduğunda, Allah Teâlâ o kuluna, kabul olunmuş bin hac sevabını yazar.

Ramazan'ın otuzuncu gecesi olduğunda, Allah Teâlâ kuluna, "Ey kulum! Şimdi cennet nimetlerinden ye, Selsebil pınarında yıkan, Kevser havuzundan iç. Ben senin Rabb'inim, sen de benim kulumsun."




Dürretül Vâizin
Osman Hopavi


Karaca Yayınevi



11 Haziran 2015 Perşembe

Hz. Osman (R.A.)



Hz. Osman (r.a.), M.577 senesinde Mekke'de doğdu. Babası Affân Kureyş kabilesinin Benî Ümeyye kolundandır. Annesi ise Ervâ Binti Kûreyz'dir. Hem ana hem baba yönünden soyu Abdümenaf'ta Peygamber Efendimiz'in temiz nesebi ile birleşir. Peygamber Efendimize iki defa dâmâd olmakla şereflendiği için, kendisine iki nur sahibi manâsına gelen "Zinnûreyn" denildi. Hz. Rukiyye'den Abdullah isminde bir oğlu olmuş bu sebeple Ebû Abdullah künyesi ile anılmıştır.

Müslüman olmadan önce ticâret ile uğraşırdı. Zengin bir tüccar, mükemmel ve zarîf bir cemiyet insânı idi. Kabilesi arasında geniş bir çevresi ve büyük itibârı vardı. İslâmiyet'ten önce de Hz. Ebû Bekir ile yakın dost idi. Ona karşı içten bir sevgi duyar, iş hususunda da görüşüp konuşurlardı. O da Hz. Ebû Bekir gibi câhiliyet devrinin kötülüklerinden uzak durmuştur. Hz. Ebû Bekir müslüman olduktan sonra, Hz. Osman da onun teşviki ile müslüman oldu.



Siyer-i Nebî
(Muhtasar İslam Tarihi)

Fazilet Neşriyat





8 Haziran 2015 Pazartesi

Lâilâhe İllallah, Muhammedün Rasulûllah



"Eğer bu dünyayı ve içerisindekileri, vermekle Allahü Teâlâ'nın beğendiği, razı olduğu bir iş yapılacağı bildirilse, bunu büyük bir ganimet biliniz. Bu, bir kimsenin kırık saksı parçaları ile, dünyanın en kıymetli mücevheratlarını satın almasına veya bir kaç lüzumsuz çakıl taşı ile, ölen sevgilisinin ruhunu geri getirmeğe benzer.

Bunun gibi, "Lâilâhe İllallah, Muhammedün Rasulûllah" mukaddes kelâmını tekrar tekrar söylemek hususunda şöyle buyururlardı:

"Bütün âlem, bu büyük sözün yanında, büyük engin bir denize nisbetle, keşke bir damla kadar olsaydı."



Berekât
(İmam-ı Rabbani Ve Yolundakiler)
Muhammed Hâşim Kişmî

Furkan Yayınları



2 Haziran 2015 Salı

Uzlet



Tabiat yani huylar bulaşıcı, yakınlık ise maneviyat hırsızıdır. Bundan dolayı kötü ahlak ve hallerden kurtulmak ancak insanlardan ayrı kalmakla mümkündür. Tefekkür olmadıkça tecelli kapıları ve müşahede meydanları açılamaz. Bu yüzden gayb hazineleri olan kalplerin nefs hastalıklarından boşaltılması uzletle olur; maârif nurları ve rabbâni tecellilerle doldurulması da tefekkürledir.

Buna göre uzlet şu vasıftaki kimselerle beraber olmamak değildir: Hidayet yoluna girenler, zühd ve takvaya düşkün olanlar, Allah muhabbetinin meyhanesinde neşe bulanlar, sözleri "Din nasihattir" hadisine uygun şekilde öğüt olanlar, fiillerin Allah'ın yaratıklarına şefkat göstermek olanlar, mü'minler, muvahhidler, vecd ve yakîn sahipleri. Bu gibi kimselerden kaçınmak şeriata ve hikmete aykırıdır. Zira Kur'an-ı Kerim'de: "Ey iman edenler, Allah'tan korkun ve sadık kimselerle beraber olun." (Tevbe 19) buyrulmuştur.




Hikem-i Atâiyye Şerhi
Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir

Sufi Kitap