3 Ekim 2015 Cumartesi

Şems Tebrizî Hazretleri Ve Mevlâna Celâleddin Rûmî Hazretleri



Ledün ilimlerine anadan doğma istidatlı olmakla beraber zahir ilimlerle de fevkalade şöhretli olan Hak lisanının tercümanı Şems Tebrizî Hazretleri, Mevlâna Celâleddin Rûmî Hazretlerini irşad etmek için Tebriz'den ta Konya'ya gelmiş, irşad etmeden önce Mevlâna'nın medresesinden hücresine döndükleri sırada yol üzerinde bekliyordu.  Hazreti Mevlâna mehtabın etrafını çevreleyen hâre gibi yanlarında toplanan talebelerle birlikte büyük bir debdebe ve gösterişle karşısına gelince, ona şu suali sormaya cesaret etti:

"Ya  Mevlâna! Seyyidü'l-Mürselin ve Hâtemü'n-Nebiyyin Cenab-ı Resul-i Ümmî mi büyüktür yoksa  Sultanü'l-Ârifîn Bayezid Bestamî mi?"
Hazreti Mevlâna hayretle Cenab-ı Şems'e bakarak:

"Ya derviş,  delirdin mi?  Seyyidü'l-Mürselin Efendimizle Sultanü'l-Ârifîn mukayese olunur mu? Biri nurların cihanı aydınlatan güneşi diğeri bir zerre bile değil... Seyyidül Mürselin Efendimiz Doğuların Batıların sultanı, Bayezid Bestamî ise onun sadık bir bendesidir!" buyurdular.

Şems Tebrizî tekrar sordu:
"Öyle ama Risalet-meab Efendimiz Cenab-ı Hakk'a karşı: 'Seni hakkıyla bilemedik yarabbi!' diyerek münacat ettikleri halde Cenab-ı Bayezid: 'Seni marifetinin hakkıyla bildim.' diyerek nimete şükrediyor. Bilmeyen bilenden nasıl büyük olur?"

Bunun üzerine Mevlâna Hazretleri dedi ki:

"Bu kıyas hiçbir zaman sahih bir ölçü olamaz. Zira Bayezid'in Cenab-ı Hakk'ı hakkıyla bildiğini söylemesi, istidat havsalasının darlığından dolayıdır. Vecdinin taşkınlığına dayanamaması ve ledün manalarının kalbine sığmaması yüzündendir. İki âlemin hocası Efendimizin, 'Yarabbi biz seni gereğince bilemedik.' buyurması Hakikat-i Muhammediye'nin; evvelkilerin, sonra gelen ve gelecek olanların ilimleri kendisinde toplanan büyük bir ilahi kitap olduğu için maarif ve hakikatlere kanamadığından ötürüdür.
Hakikat-i Muhammediye öyle geniş bir irfan deryasıdır ki, binlerce ilim ve maârif nehirleri içine aktığı halde daha fazlasını da alabilir. O yüzden 'Seni hakkıyla bilemedik.' buyurdu. Bayezid ise kendi hakikatince küçük bir havuz derecesinde olduğundan ona fazladan bir miktar irfan ab-ı hayatı akmasına tahammül edemeyerek derhal taşmasından dolayı: 'Seni hakkıyla bildim' demeye cesaret ediverdi"

Bunun üzerine Hazreti Şems'e derhal cezbe geldi ve bir kere 'Allah!' deyip yere düştü. Mevlâna Hazretleri bu halden pek üzülüp gerekli saygıyı göstererek Cenab-ı Şems-i, saadethanelerine kaldırıp misafir etti. Artık asıl amaç olan irşad etme irşad olma âlemleri başlamıştı.



Kastamonulu Seyyid Hafız Ahmed Mahir

Sufi Kitap



1 yorum:

  1. Şems Tebrizî Hazretleri Ve Mevlâna Celâleddin Rûmî Hazretleri müthiş onları anlamak ve anlamaya çalışmak bile çok güzel bir şey

    YanıtlaSil