6 Mart 2011 Pazar

Beş Emir


Allahü Teâlâ, Yahya b. Zekeriyya peygamberi (a.s.) İsrailoğullarına yolladığı zaman, gidip onlara beş şeyi emretmesini ve bu beş şeye birer misâl getirmesini emretti.

Şöyle ki:


1. Allah'a ibâdet etmelerini O'na hiçbir şeyi şirk koşmamalarını emretti. Ve onlara şu misâli getirdi:

Allah'a ortak koşan kimsenin hâli şu kimsenin haline benzer: Bir şahıs iyi para vererek bir köle satın alır. Onu bir eve yerleştirir, kendi cariyelerinden biri ile de nikâhlar. Ona bir miktar da para verir. O para ile kazanç sağlamasını, yeteri kadar harcamasını, kârın fazlasını da kendisine vermesini emreder. O köle, bu emri yerine getirmez. Kârın fazlasını efendisinin düşmanlarına, azını da efendisine verir. Bu durumdaki bir köleden hanginiz razı olursunuz?


2. Onlara namazı emretti. Namaz için de bir misâl getirdi.

Bir adam vardır. Padişahın huzuruna girmek için izin ister, izin verilir. Huzura girince padişah onu dinlemek için bakar, işini bitirmek için söyleyeceği söze kulak verir. Fakat o kimse, derdini dinlemeye hazır olan padişaha halini anlatacağı yerde, sağa sola bakmaya koyulur. Onun bu halini gören padişah, onu dinlemekten vazgeçer, işini görmez.


3. Onlara oruç emrini verdi. Bunun için de bir misâl getirdi.

Oruç tutan kimse zırh giymiş, eline silâhını almış kimseye benzer. Bu durumda düşmanı ona yaklaşamaz. Kılıç da ona işlemez.


4. Sadaka emrini verdi. Bunun için de bir mîsâl getirdi.

Sadaka veren kimsenin, hâli ona benzer ki, düşmanı kendisini esir etmiştir. O da belli miktar para karşılığı kendisini esaretten kurtarmıştır.Onlara ödeyeceği parayı, onların beldesinde çalışarak kazanır. Kazancının azını çoğunu onlara öder. Sonunda kendisine kesilen miktarı öder, bitirir. Böylece onların esaretinden de tam olarak kurtulmuş olur.


5. Onlara Allah'ı anmayı emretti. Bunun için de bir misâl getirdi.

Bu, kaleleri olan bir toplumun hâline benzer. Bir de yakın düşmanları vardır. Düşmanı onlara saldıracağı zaman kalelerine girer, kale kapılarını düşmana kapatırlar. Böylece kendilerini düşmandan korumuş olurlar.





Tenbihu'l Gâfilîn Bostanül Arifin
Ebul Leys Semerkandi

İpek Yayınevi



27 Şubat 2011 Pazar

Uhud'dan Alınacak Ders




Bu mağlubiyet, Müslümanlar hakkında bir büyük belâ ve mûsibet olduğu hâlde, İslam askerlerine Allah tarafından mânevi bir terbiyeydi. Zîrâ askerlerin hiçbir kumandanın işine karışması câiz değil iken, İslâm askerleri Resul-i Ekrem'in görüş ve tedbirine karıştılar. Resul-i Ekrem, Medine-i Münevvere'de durup da müdâfaa cengi etmek niyetinde iken onu meydan muhârebesi etmeğe mecbur ettiler.

Her ne ise bu hataları affolundu. Resul-i Ekrem düşmana karşı vardı ve Uhud Dağı'na arka verdi. Düşmanın süvârisine mukâbil süvârisi yok iken, İslam askerini öyle bir yerleştirdi ki süvârînin hücûm edebileceği yalnız sol kanatta bir mevki kalıp onu da okçular ile kapattı. Müslümanlara nisbetle düşmanın kuvveti kat kat ziyâde iken, düşman ordusunu mağlup ve perişan etti.

Ne fayda ki okçuların çoğu yağma sevdâsıyla muhafazasına memur oldukları mevkîyi bırakıp dağıldılar ve böyle bir büyük bozgunluğa sebep oldular. Askerlik, âmirin emrine itâatten ibâret olup, kendi fikirlerine uyan askerlerin böyle büyük fenâlıklara sebep olageldikleri tecrübe ile sâbittir. İşte muharebe vaktinde mevkîyi terk etmenin ne büyük hata olduğu bundan bilinir.

Resul-i Ekrem şehidleri defnettikten sonra mübârek yüzü yaralı ve kalbi mahzûn olarak Ashab-ı Kiramıyla beraber Uhud'dan kalkıp Medine'ye geldi. Şehidlerin evlatları, aileleri ve akrabaları ağladıkça münâfıklar memnûn oluyordu. Müslümanların bu mağlubiyeti üzerine Yahûdi taifesi de şımardı. Hâsılı İslam dininin dost ve düşmanı ayrıldı ve sahîh Müslüman olanlar seçildi.





Kısas-ı Enbiyâ Ve Tevârih-i Hulefa'dan
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Hayatı
Ahmed Cevdet Paşa

Çamlıca 




14 Şubat 2011 Pazartesi

Hz. Muhammed (s.a.v.) Ümmeti





Âdem (a.s.) şöyle demiştir:

— Allahü Teâlâ, Muhammed ümmetine dört keramet ihsan eyledi. Onları bana bile yapmadı.

1. Benim tevbemi, ancak Mekke'de kabul eyledi; ama Ümmet-i Muhammed (s.a.v.)'in tevbesini her yerde, Allahü Teâlâ kabul buyurur.

2. Ben giyiniktim; günah işleyince üryan oldum. Ümmet-i Muhammed (s.a.v.) çıplak halde isyan ederler. Allah onları giydirir.

3. Ben, hatâ edince, kadınımla aramı açtı, ama Allahü Teâlâ, ümmet-i Muhammed (s.a.v.)'e öyle yapmıyor, isyan ederler, kadınları ile araları açılmaz.

4. Ben cennette hata ettim, oradan beni çıkardı. Ama ümmet-i Muhammed (s.a.v.) cennetin dışında hata işlerler, cennete girerler.



Tenbihu'l Gâfilîn Bostanül Arifin
Ebul Leys Semerkandi

İpek Yayınevi




29 Ocak 2011 Cumartesi

İyi Arkadaş



Rasulullah'a (s.a.v.)
- Ya Rasulallah! Hangi arkadaşlarımız daha iyidir? diye soruldu.

O da:
-Görülmesi size Allah'ı hatırlatan, konuşması bilginizi artıran, yaptığı amel size ahireti andıran kimselerdir, buyurdu.




Tergib Ve Terhib
İmam Hafız El-Münzirî
Huzur Yayınevi





3 Ocak 2011 Pazartesi

Gösteriş



"Cehennemde bir dere vardır ki, bizzat Cehennem, o dereden her gün dört yüz kere Allah'a sığınır. Bu dere Muhammed (s.a.v.)'in ümmetinden gösteriş yapan kişiler için hazırlanmıştır. İşte onlar; riyakâr hafızlar, Allah rızasından başka maksatlarla zekat ve sadakasını veren riyakâr kişiler, gösteriş için hacca giden ve Allah yolunda gösteriş maksadiyle savaşanlardır."



Rasülullah (s.a.v.) bir defasında evinden çıkıp mescide girdiğinde oradakilere:
- Ey insanlar! Gizli şirkten sakınınız, buyurdu. Ashab:
- Gizli şirk nedir ya Rasülallah? dediler.
Rasülullah (s.a.v.):
- Adam kalkar, namaz kılmak ister; insanların kendisine baktığını görünce namazı güzel kılmaya çalışır. İşte bu gizli şirktir, buyurdu.



" Bir ameli yaparken Allah'tan korkmanın sevabı, bizzat amelin sevabından daha fazladır. Bir adam iyi bir amel yaparsa, bu adamın amel defterine gizli olarak yapılmış salih amel sevabı yazılır ve bu sevabı yetmiş kat artırılır. Şeytan bu adamın peşini bırakmaz. Nihayet adam yapmış olduğu amelleri insanlara söyler ve onu ilan eder. Bu sebeple yapmış olduğu amelin sevabı aşikâr olarak yapılan amelin sevabı kadar yazılır. Artırılan bütün sevapları silinir. Sonra şeytan yine o adamın peşini bırakmaz. Adam ikinci defa yapmış olduğu ameli insanlara söyler ve bu kişi adının anılmasını ve övülmeyi sever. Bundan dolayı da âşikâr olarak yapılan amelin sevabı da silinir. Ve bu amel gösteriş için yapılmış amel olarak yazılır. Allah'tan korkan kişi dinini muhafaza eder. Riya ise şirktir."




Hadislerle İslâm
Tergib Ve Terhib
İmam Hafız El-Münzirî

Huzur Yayınevi