17 Aralık 2010 Cuma

Kötü Söz




Hazreti İsa (salavatullahi ala nebiyyina ve aleyhi) yolda bir domuz gördüler ve ona:
- Murbi selam, yani selametle git buyurdular. Havariyyun, kendilerinden domuza bu şekilde iltifat etmelerinin sebebini sorduklarında:
- Dilim, kötü sözlere alışmasın diye söyledim, buyurdular.




Mecmâ'ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi

Salah Bilici Kitabevi



10 Aralık 2010 Cuma

Pirinç



Pirinçli yemekler yenildiğinde, Fahri âlem sallalahu aleyhi ve sellem efendimize salavatı şerife getirmelidir. Zira, pirinç ve gül, Ciharyâr-ı-güzin efendilerimiz ve kabak, nuru Muhammediden halk olunmuşlardır.


Hadis-i şerifte:
Ben, latif bir cevher idim. Allah'ın arşını tavaf ediyordum. Allahü sübhanehu ve teala bana rahmet nazarı ile nazar etti. Benden bir katre hasıl oldu ve yediye ayrıldı. Bir damlasından Ebu Bekir, ikinci damlasından Ömer, üçüncü damlasından Osman, dördüncü damlasından Ali, beşinci damlasından kırmızı gül, altıncı damlasından pirinç ve yedinci damlasından da kabak hâsıl oldu, buyurulmaktadır.

Pirinç yemekte vücuda asla zarar olmadığı ve safi menfaatten ibaret bulunduğu için bi-renc yani zahmetsiz, meşakkatsiz lafzından hafifletilerek alınmıştır.




Mecmâ'ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi

Salah Bilici Kitabevi




6 Aralık 2010 Pazartesi

Elbise




Elbise, besmeleyle sağ taraftan başlanarak giyilir. Çıkarırken de soldan başlanır.

Elbise giyince Cenab-ı Hakka şükretmelidir.

Elbise ne zaman çıkarılırsa, besmele ile dürülmelidir. Dürülmeyen elbiseyi şeytan giyer ve o elbise çabuk eskir, fenalığa sebep olur.

Bir kimse elbisesini çıkarırken, elbisesi ona lisan-ı hâl ile:
Sen beni gece süsle, ben de seni gündüz süsleyeyim, der.
Elbisenin gece süsü, onu dürmektir.



Mecmâ'ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi


1 Aralık 2010 Çarşamba

Yemek Âdâbı




- Ekmeğe tazim etmelidir. Zira, bir lokmanın 360 hizmetkarı vardır ki, birincisinin Mikail a.s. ve sonuncusunun da ekmeği pişiren kimse olduğu rivayet olunmuştur.

- Sofra üzerine dökülen ekmek kırıntılarını toplayıp yemelidir. Nitekim hadisi şerifte:

Bir kimse, sofra üzerine dökülen ekmek kırıntılarını yerse, geçimi genişler ve evladına da âfiyet ihsan olunur, buyurulmuştur.

- Yemeğin üzerini kapatmalıdır. Çünkü bereket bakımından çok büyük faydası olduğu hakkında eser vârit olmuştur.

- Bir parmak ile yemekten sakınmalıdır. Zira bir parmak için yemek gazabı gerektirir. İki parmak için yemek kibir alametidir. Üç parmak ile yemek sünnettir. Dört parmağı ile yemek hırstır, diye İmam Şafi hazretlerinden rivayet olunmuştur.

- Ekmeğin her parçasını yemelidir. Dışını yiyip, içini bırakmak hem ekmeği hor görme olur, hem de kıtlık getirir, demişlerdir.

- Yemek esnasında susmamalıdır. Zira susmak mecusi fiilidir. Daha ziyade insanın içini açacak, âlimlerin ve sâlihlerin sözlerini söylemelidir.

- Yemeği günah ve ma'siyete alet etmemelidir.

- Karnını doyurunca, arkadaşlarından sonra kalkmalıdır. Fahri âlem (s.a.v.) efendimiz, kalabalık ile yemek yedikte, hepsinden sonra kalkarlardı.

- Yemek yediği üç parmağını önce yalamalı, sonra yıkamalı ve kurulamalıdır.

- Yenilen yemek hazmolmadan uyumamalıdır. Çünkü kalbi daraltır.





(Kısaltma yaptım. Yemek adabıyla ilgili daha ayrıntılı bilgi için kitabı okumanızı tavsiye ederim.)




Mecmâ'ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi

Salah Bilici Kitabevi




26 Ekim 2010 Salı

O Yerden Başka Gidecek Yol Yoktur



Hz. Süleyman salavatullahi âlâ nebiyyina ve aleyhi hazretlerinin bir küçük çocukları öldü. Buna çok üzüldüler.
Allahü Teala, kendisini teselli için insan kılığında iki melek gönderdi ve bu iki melek Hz. Süleyman'ın huzurunda muhakemeye başladılar. Birisi dedi ki:
- Bu kimse, benim ektiğim taze ekinimin içine girdi, ayağı ile çiğneyerek telef etti.

Hz. Süleyman (a.s.), ikincisinden sordu. O da cevaben:
- Ekinin ekildiği yer, herkesin gelip geçeceği bir yerdir. Herkesin yolu üzerine neden ekmiş? dedi. O yerden başka gidecek yol yoktur, ben de bunun için çiğnedim.

Hz. Süleyman (a.s.), davacıya dönerek:
- Sen de, herkesin gelip geçeceği yol olduğunu bildiğin halde, niçin ektin? diye sordu ve şu cevabı aldı:
- Sen de bilirsin ki, ölüm ahirete gidilecek tek yoldur. O yoldan herkes gelir, geçer. Bunun böyle olduğunu bildiğin halde, o yol üzerinde ölen çocuğun için neden inler, sızlanırsın?

İki melek de birden kayboldular.




Mecmâ'ul Âdâb

Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi
Salah Bilici Kitabevi




3 Ekim 2010 Pazar

Mü'min İle Kâfir - Hikaye


Bir mü'min ile bir kafir; balık avlarlarken, mü'min Cenab-ı Hakkın ismiyle ağını suya atar, tek balık girmez.

Kâfir, putunun ismini söyleyerek ağını atar, balık ile dolu olarak çeker.

Akşama doğru, nasılsa mü'minin ağına da bir balık girerse de, onu da suyun yüzüne çıkarırken kaçırır. O mü'minin vekili olan melek, bu işe şaşar kalır ve derhal Levh-i mahfuz'a bakar ve mü'minin makamı cennet ve kâfirin yerinin de cehennem olduğunu görerek, mü'mine bu muamelenin imtihan ve iptilâ ve kâfire de istidraç olduğunu anlar.





Mecmâ'ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi






4 Eylül 2010 Cumartesi

Gıybetin Çeşitleri



1- Bedeni Gıybet: Duyduğu zaman adamın canının sıkılacağı ve üzüleceği şekilde vasıflandırmalar ve tanıtmalar.

2- Nesebî Gıybet: Babası fakir bir işçidir, dedesi eşkiyaymış... gibi.

3- Ahlakî Gıybet: Cimridir, kibirlidir... gibi.

4- Dinî Gıybet: Namazı güzel kılmaz, zekatı yerine vermez... gibi.

5- Dünyevî Gıybet: Çok yer, çok konuşur... gibi.

6- Kıyafetle İlgili Gıybet: Lüks elbiseler alıp israflı kıyafetlere bürünür, paltosu ne kadar kirliydi... gibi.




Gıybet İlleti
Ubeydullah Küçük

Bedir Yayınevi


17 Ağustos 2010 Salı

Aleyhissalâtü Vesselâm Efendimize Salâvat-ı Şerife Getirmenin Âdâbı Beyânındadır




"Ey iman edenler! Siz de ona salât ve selâm edin." (El Ahzab 56)


Emri celili üzerine, Aleyhissalatü vesselâm efendimiz hazretlerine, ömründe bir kere salâvat getirmek farzdır. Bir mecliste ismi şerifleri zikrolundukta, salâvat-ı şerife getirmek vâciptir. O mecliste, ismi şerifleri tekrar olundukça, her defasında salâvat-ı şerife getirmek âdâptandır.

Salâvat-ı şerifenin mânası Aleyhissalatü vesselâm efendimizin zikrinin âlî ve şeriatının bâki olmasına duadır.

Salâvat-ı şerife, her ne kadar zâhirde Aleyhissalatü vesselâm efendimizin üzerine ise de; hakikatte salâvat-ı şerifeyi getiren kimsenin nefsine râcidir. Bir mecliste, ism-i şerifleri zikrolunduğu zaman, işitenlerden bir kimse salâvat-ı şerife getirmezse nankörlük etmiş olur. Nitekim hadis-i şerifte:

"Bir kimse, ismimin zikrolunduğu mecliste bulunur da, bana salâvat-ı şerife getirmezse, cehenneme girer." buyurulmuştur.

Salâvat-ı şerifeye devam etmek ve sık sık, çok çok salavat getirmek lazımdır.




Mecmâ'ul Âdâb
Sofuzade Seyyid Hasan Hulûsi

Salah Bilici Kitabevi




10 Ağustos 2010 Salı

Duanın Kabul Olunmasının Şartları



İbn Melek der ki:

"Duada sadece dil ve telaffuz değil, kalbin huzuru (iştiraki) lâzımdır. Kalbden olmayan dualar makbul değildir. Dua edenin kasdı, Allahü Teala'ya yalvarmak, niyazda bulunmak, ona muhtaç olduğunu, kendisinin hakîr ve zelilliğini ifade etmektir. Dua, bütün ibadetlerin iliği ve anahtarıdır. Duanın kabul olunması için yediği lokmanın helâl olması lâzımdır. Helâl olmazsa murâd hâsıl olmaz, ibâdetin kapısı açılmaz."



Dualar en çok eşref vakitlerde kabul olunur. Bu vakitler şöyledir: Vaaz meclisinde, Ramazan ayı, Cuma günü, Kadir veya bayram geceleri, gece yarısından sonra seher vakti, secde hâlinde, zemzem kuyusunun yanında, Kabe'de altın oluk altında, yağmur yağarken, kaamet getirilirken.


Bundan başka duanın kabul olunması için dua edende şu üç sıfat bulunması lâzımdır:

1- Haram yemekten sakınmak.

2- Hacetini bitirmeye, Allah'dan başka hiç bir kimsenin muktedir olmadığını bilmek.

3- Duanın kabul olunacağına inanmak. (Bu şartın sebebi: Allahü Teala, duayı kabul etmemesi halinde, bunu kabulden âciz veya kerem sahibi olmaması veyahut kullarının hallerini bilmemesi olur ki, bunlar Allahü teala için muhâl şeylerdir.)



Duanın yakın bir zamanda kabul olunmasının şartları şunlardır:
1- Duaya hamd ve salavat-ı şerife ile başlamak.

2- Duayı salavat ile bitirmek.

3- Dua, istenmesi caiz olan şeylerden olmaktır. (Mesela iyi amele muvaffak olmak, hayırlı evlad, hayırlı kadın, son nefesini imân ile teslim etmek, dünya ve ahiret selametini istemek gibi.)




Mürşid-i Müteehhilîn
(Evlilere Rehber)

Kutbüddin İznikî


Bedir Yayınevi
Pembe Kitaplar