29 Mayıs 2017 Pazartesi

Firavun Fermanını İmzaladı


Ellâhüekber


(Âlimler) buyurdular:

Bir gün Cebrail Aleyhisselâm, Firavuna imanı arz etti ve ona:
-"Ey Melik! Benim kölem var; onu diğer kul ve kölelerimin üzerine melik (ve idareci) kıldım. Ve ona hazinelerimin anahtarlarını verdim. Fakat bu kölem, bana düşmanlık etti. Bununla da kalmadı; bana düşmanlık edenlere ahbap oldu, dostluk kurdu. Dostlarım da düşman oldu. (Bunun hakkında ne dersin?) dedi.

Bunun üzerine Firavun:
-"Eğer benim böyle bir kölem olmuş olsaydı; elbette onu Kızıldeniz'de boğardım..." dedi.

Bunun üzerine Cebrail Aleyhisselâm;
-"Ey Melik! Bu hükmünü bana yazar mısın?" dedi. Bunun üzerine Firavun, divit, kalem ve kağıt getirilmesini emretti. O kağıda yazdı:


Ebû'l-Abbâs el-Velîd bin Mus'ab der ki:

-"Efendisine karşı gelen onun nimetlerini inkâr eden nankör kölenin cezası, denizde boğulmaktır..."

Firavunu su alıp, boğulmak üzere olup kurtulmak için çırpınırken; Cebrail Aleyhisselâm ona yetişti. Onun yazısını kendisine gösterdi. Fîravun kendi yazısını tanıdı. Cebrail Aleyhisselâm ona:
-"Sen bu şekilde kendi nefsinin üzerine hükmettin!" dedi.



İsmail Hakkı Bursevi



27 Mayıs 2017 Cumartesi

Firavunun Sahtekârlığı




Haberden geldi. Abdullah bin Ömer (r.a.) hazretlerinden rivayet olundu. Buyurdular:

Firavunun zamanında Nîl nehri battı, kurudu. Memleketinin ehli Firavuna geldiler. Ve ona;
-"Ey Melik! Bizim hatırımız için Nîl nehrini akıt!" dediler.

Bunun özerine Firavun, onlara:
-"Ben sizden râzî ve memnun değilim!

Memleketinin halkı tam üç kere gidip gelerek bu sözlerini söylediler. Ve Nil nehrini akıtması için; ona yalvardılar... Sonra yine geldiler ve ona:
-"Ey Meliki Susuzluktan hayvanlarımız telef öldü. Çocuklarımız ve gençlerimiz öldüler. Eğer sen Nîl nehrini akıtmazsan; biz de senden başka bir ilâh ediniriz!" dediler.

Firavun onlara:
-"Sahraya çıkınız!" dedi. Onlar da Firavundan uzaklaştılar. Firavun kendisi tek başına tenhada kaldı. Onu hiçbir kimse görmüyor ve kimse onun sesini işitmiyordu.

Firavun yanaklarını ve yüzünü toprağa sürdü. Ve şehâdet parmağıyla işaret etti ve Allâhü Teâlâ hazretlerine şöyle yalvardı:
-"Allâh'ım! (Suçlu) hakîr ve zelil kölenin Efendisinin huzuruna çıkışı gibi ben de, zelil ve hakir olarak senin huzuruna çıktım. Ya Rabbi! Ve ben senden başka hiçbir kimsenin Nîl nehrini akıtmaya kadir olmadığını ve senden gayri hiçbir kimsenin gücünün yetmediğini çok iyi biliyor ve inanıyorum! Ya Rabbi Nîl'i akıt!..."

Bunun üzerine başını secdeden kaldırdı. Ve Nîl eskiden olduğu gibi akmaya başladı. Firavun, insanların yanına geldi ve onlara: -"Sizin için Nîl nehrini akıttım!" dedi. Ve onlar da hepsi Firavunun huzurunda secdeye kapandılar...


Firavun İman Etmedi

Bu fakir der ki: (İsmail Hakkı Bursevi)
Bu hadise Firavunun iman üzere olduğuna delâlet etmez. Çünkü iman her ne kadar tasdîk ve ikrardan ibaret ise de iman sahibi olan bir kişinin küfür işlerinden ve küfür sözlerinden herhangi bir şeyle kâfir olmaması gerekir.

Kendisinden yalanlama ve inkâr tahakkuk etmediği, etmezse bile; ancak ma'siyetlerden bazıları vardır ki, Şâri Teâlâ hazretleri, isyanları yalanlamanın işaret ve emareleri kıldı.

Firavunun, halkı kendi nefsine ibâdet etmeye davet etmesi, Kavminin kendisine secde etmelerine râzî olması, ve buna benzer ulûhiyetini iddia eden şeyler, onun küfrüne delildir...
İşte bütün bunlarla beraber elbette Firavun iman etmiş bir mü'min olamaz.




Rûhu'l Beyan Tefsiri
İsmail Hakkı Bursevi


Yoğurt





Tıbbî Faydaları:

Yoğurdun   asitli   suyu,   sindirim organlarındaki parazitleri öldürür ve mide ekşimesini de durdurur. Yoğurt yemeyi alışkanlık haline getiren kimseler de ihtiyarlık belirtileri gecikmektedir. Yoğurt, hastalar ve nekahet devresindeki kimseler için gayet faydalı bir gıdadır.

Yoğurt, böbreklerdeki taşları eritir, böbrek ve mesanede taş oluşmasını da engeller, çünkü yoğurtun ana maddesi olan sütte mevcut olan süt şekeri (laktoz), idrarı çoğaltır ve idrar yollarını tortulardan temizler. Yoğurt yemeğe devam edildiğinde, yaşlılarda meydana gelen damar sertliğine, vücuttaki zehirlenmelere karşı faydalıdır.

Yoğurt, hazmı kolaylaştırır, organları yumuşatıp güzelleştirir. Kısa zamanda sinirlerdeki gerginliği giderip sakinleştirir ve uyku getirir. Yoğurt cildi güzelleştirip tazelik sağlar.

Dişler yoğurt ile ovuşturulacak olursa, beyazlaştırır, dişetleri için de faydalıdır.

Yoğurt ile gargara yapıldığı zaman ağız kokusunu güzelleştirir. Karaciğer, bağırsak ve cilt hastalıklarına karşı gayet faydalıdır.

Kanlıbâsur, kolera ve veba gibi hastalıklardan sonraki nekâhat döneminde, bağırsakları temizlemesi bakımından hastaya yoğurt yemesi tavsiye edilir.

Yoğurt sinirleri yumuşatıp gerginliği giderir, damar sertliğine iyi gelir, hafif şekerli yoğurt yenilmesi uyku getirir. Şişmanlatmaz. Ancak midesi pek hassas olan kimselere tavsiye edilmez.



Tıbb-ı Nebevî Ansiklopedisi
Ali Rıza Karabulut

Akabe Kitabevi


26 Mayıs 2017 Cuma

Savm




Nefis öyle bir canavardır ki; ona isteklerini verdikçe doyacak yerde daha da acıkır. Kalb ise nefse hâkim oldukça safa bulur ve evamir ve nevahinin daima murakıbı olur.


Oruç, zihni safileştirdiği için, hadiste varit olduğu veçhile, ibadetin kapısıdır. Oruçlunun uykusu dahi ibadet ve sükûtu tesbih ve ameli muzaaf ve duası müstecaptır.


Savm sabırdır. Sabırlının ecri ise, Kur'anın nassı ile, hesapsızdır.

«Şüphesiz ki Allah sabredenler ile beraberdir.» vaadi kerimince, Cenab-ı Hakkın nusreti ve duaya icabeti dahi, sâbirînedir.


Savm, sair ameller gibi, zahir değil, bâtındır. Onun için, islâmın sair amellerinden, Cenab-ı Hakka nisbet hususiyyetiyle, temayüz etmiştir ki, ehâdisi ilâhiyyede «Adem oğlunun her ameli kendisi içindir. Ancak oruç öyle değildir. O benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim.» varit olmuştur.


Oruçlu, «likai rab ile mev'uttur) ki, hadîsi nebevide: «Oruçlu için iki sevinç vardır. Biri iftar vaktinde, diğeri Rabbine kavuştuğu andadır.» buyurulmuştur.



Nimet-i İslâm
Elhac Mehmed Zihni

Salâh Bilici Kitabevi


25 Mayıs 2017 Perşembe

23 Mayıs 2017 Salı

Ramazan-ı Şerif



İbn Abbâs (R) şöyle dedi: Peygamber (S) hayırda insanların en cömerdi idi. En cömerd olduğu zaman da ramazan ayında idi. Çünkü ramazan ayı çıkıncaya kadar Cibril her gece O'nunla mülâki olur, Rasûlullah da Kur'ân'ı Cibril'e arzeder idi. İşte bundan dolayı Cibril, Peygamber'e kavuştuğu zaman; Peygamber hayırda, esmesi maniaya uğramayan rüzgârdan daha cömerd olurdu.



Ebû Hureyre şöyle dedi: Cibrîl Peygambere Kur'ân'ı her sene bir defa arzederdî. Peygamber'in vefat ettiği yıl içinde O'na iki defa arzetti. Peygamber her sene on gün itikâf ederdi. Ruhunun kabzolunduğu yılda ise yirmi gün itikâf etti. (*)


(*)Cibrîl'in Kur'ân'ı Peygambere her sene muâraza etmesinden maksad, Allah'tan Peygambere vahyettiği Kur'ân'ı, kendisindekiyle karşılaştırmasıdır. Bunu da bakî kalanın kalması, nesh olunanın gitmesi için, bir pekiştirme, sâbitliğini ebedî kılma ve bir koruma olarak yapıyordu. İşte bu maksad için Peygamber, ömründeki son yıl içinde Kur'ân'ı Cibril'e iki kerre arzetti. Cibril de Kur'ân'ı O'nunla böylece iki kerre mukaabele etti. Peygamber bu iki kerre karşılaştırmadan ecelinin yaklaştığını anladı.
Usmân (R) da İmâm Mushaf'ı işte bu "Son arz" üzerine topladı. Bu toplama işini de aylar arasından ramazân ayına tahsis etti. Çünkü Kur'ân'ın vahyedilmeye başlaması, ramazân ayında olmuştu. İşte bundan dolayı Ramazân ayında Kur'ân'ı birbirine karşı okumak ve tekrar etmek müstehâb olur. Yâni bir kerre biri okur, öteki dinler; diğerinde ise dinleyen okur öbürü dinler. (İbn Kesir)




Sahîh-i Buhârî Ve Tercemesi

Ötüken



22 Mayıs 2017 Pazartesi

Zenginlerin Sohbetinde Bulunmak




Hadîs-i şerifte buyuruldu:

-"(Ey ümmet ve ashabım!) Asla ölülerle oturmayın!" Yani zenginlerin meclislerinde bulunmayın, demektir.

Ve Ebû Derdâ (r.a.) hazretleri buyurdular:

-"Bir kasr (saray ve büyükçe bir binanın) üzerinden düşmem ve böylece kırılmam; yani parçalanmam benim için; zenginlerin meclislerinde bulunmaktan daha sevimli ve daha hoştur...


- Bu şundandır: Muhakkak ki zenginlerin meclislerinde bulunmak ruha sirayet eder ve onların sohbeti tesir eder ve insanı etkiler.



-"Rüzgâr kötü sahralarda gezer.

Böylece havaya kötü koku girer ve hava, kötü kokuyu gezdiği yerlerden alır..."




Rûhu'l Beyan Tefsiri
İsmail Hakkı Bursevi